Puan vermedi·1724 syf.··
2020 4. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2020 01:35
(Yer yer Spoiler içerir.) Sefiller, aslında bir nevi "kelebek etkisi" dediğimiz şeyin üzerine yazılmış bir kitap. Devrimin Mösyö Myriel'e, Mösyö Myriel'in de Jean Valjean'a dokunup değiştirmesiyle -meşhur, hepimizin bildiği olay; şamdanlarını çalınca, Myriel'in onlar demek ki ona aitti demesiyle başlayan dönüşüm- Jean Valjaen'ın hem koca bir kasabayı kalkındırıp iyiye yöneltmesi, Javert'e ve daha pek çok kişiye değmesini görüyoruz. Ve Hugo, Mösyö Myriel gibi (ki ben Hristiyan, Müslüman fark etmeksizin tüm din adamlarının Mösyö Myriel'i hayatının bir noktasında tanımalarını çok isterdim, bence ondan öğrenecekleri çok şey var) Jean Valjaen gibi idealize karakterler hatta gerçek olamayacak kadar idealize tipler yaratır ama bu karakterler dışında kalan, etraflarındaki kişileri de fazlasıyla gerçekçi, canımızı sıkacak kadar gerçek ve kötü bir şekilde koyarak toplumun portresini çizer bize. Tüm bunlar dışında kurgu dışında, kimilerini bu kitap hakkında rahatsız edecek kadar çok, kurguyu denemeleriyle bölüyor Hugo. Ben zaten deneme okumaları yapmayı seven biri olduğum için bu beni rahatsız etmedi ama hikayeyi sürekli böldüğü için kurgunun akıcılığını bozduğunu, okumayı zorlaştırdığını düşünenler de varmış. Şu noktada katılabilirim belki o da; Fransız tarihi kişileri hakkında Napoléon dışında çok bir bilgimiz olmadığını varsayarsak evet o kısımlar milli tarihimizi okumak gibi, o akıcılıkta olmuyor hâliyle ama ben o deneme kısımlarına daha çok şöyle yaklaştım okurken; daha evrensel kısımların üzerinde durdum ve acaba Hugo savaşlar hakkında ne düşünüyor? Acaba Hugo devrimi nasıl tanımlıyor? Ya da demek ki Hugo, Napoléon hakkında bir kitap yazsaydı onu böyle konuştururdu diye baktım hep o asıl kurgunun dışında kalan kısımlara. Ve bu deneme gibi olan , kurguyu bölen kısımlar çok çeşitliydi aslında; Waterloo Savaşı dışında bir manastırın içine giriyorduk orada rahibelerin ritüellerini yakından tanıyorduk vs. Bu kısımlarda da aslında yine Hugo'nun rahibelik, din ve inanışlar üzerine düşüncelerini öğrenebiliyorduk. Bu açıdan aynı anda hem kurgu hem kurgu dışı bir kitap okuyorsunuz gibi sanki iki farklı türde kitabını birden almışsınız gibi de düşünebilirsiniz. Veya yine argo ve edebiyat tarihinde argonun yeri üzerine uzun uzun fikirlerini gördüğümüz bir kısım da mevcuttu. Ama benim Hugo hakkında en sevdiğim şey herhalde en çok alıntı alabildiğim , neredeyse tüm cümlelerinin altını çizdiğim ve unutmak istemediğim çok fazla cümlesinin olmasıdır. "Kadın bakışı"nı anlattığı bir teşbihi vardır Hugo'nun, Hugo neden Hugo anlarsınız. Bazı kitap ve yazarlarda alıntı bulalım diye kendimizi adeta zorlarken Hugo diğer yazarlara bırakmayacak kadar çok, orijinal ve uygun, nasıl benzetmiş ya diyeceğiniz,demek ki çevresine böyle bakıyor, böyle görüyor diyeceğiniz teşbihler kullanır. Aynı şekilde kurgu boyunca tesadüfleri de çok iyi kullanır. Benim favorim ; Jean Valjean ile Cosette'in rahibelerin ilahisi ile kurtulduğu yerde henüz bunun bir ilahi olduğunu, yakınlarda bir manastır olduğunu bize söylemediği yerde bunu meleklere ait, semavî bir sese benzetir. Ayrıca favori karakterlerim Mösyö Mebauf ve Mösyö Myriel'i ve tabii ki Jean Valjean'ı da içerir. Not: Bu bahsettiğim gibi cümlelerin içinde kaybolmak, edebi zevki daha iyi alabilmek için ilk cildi İletişim yayınları'nın Cenap Karakaya çevirisinden okumanızı öneririm, ben ilk ciltte İş Bankası ile İletişim olmak üzere her iki çeviriden de yer yer eş zamanlı okuma yaptım ve özellikle yer tasvirleri, çevirirken edebi bir dil kullanmada sanki Cenap Karakaya bir tık daha iyi gibi. Ama ikinci ciltte böyle bir sorun gözüme batmadı açıkçası ve ikinci cildi sadece İş Bankası çevirisinden bitirdim, aklınızda bulunsun.
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,5bin okunma
··
13 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.