Kitapta bazı yerlerde kopukluklar hissettim. Hatta ilk başta kitap sıradan bir hikaye gibiydi ama homongolos'un mektuplarıyla ve sara'nın son mektuplarıyla olaylar gayet cazip,merak uyandırıcı gelmeye başladı. Homongolosun oyunu anlaması çok basit geçilmiş ve inandırıcılığı biraz düşük olmuş. Kitaptaki tasvirler harika. Vefat emiş arkadaşı necdet'e bile ilk mektuplarında aşık olduğunu yazamayışı aslında kendine bunu kabullendiremeyişinden kaynaklanıyor. Arkadaşı necdet'in son anlarında nişanlısıyla son kez görüşecek olmalarına rağmen izin vermeyerek onun nişanlısıyla geçirdiği güzel hatıralarını ikisinde de ebediyyen korumak isteyişi ve insanların olayın aslını bilmeden bunu merhametsizlik addetmesi romana bir acayiplikle beraber harika bir güzellik ve ince,zarif fikirlilik katmış. Sara'nın homongolos'un kadınlar üzerindeki kanaatinin onca kandırmacaya rağmen sonunda haklı çıkarması. Hislerinin zirvesindeyken,vecd haline bürünmüşken aslında o zirvenin bir uçurum olduğu gerçeğini görmesi ve kendinide aynı uçurumdan bir kaza süsü vererek motoruyla atlayarak arkadaşına kavuşması. Onun kadınlara olan önyargılı bakışlarının aslında kadınların ona önyargılı bakmasından ötürü olması hikayeye ayrıca muazzamlık katmış. Aşkı bir sinir hastalığı gibi tasvir ettiği mısralarda sara'nın isminin sara olmasının çok isabetli olduğu kanaatine vardım. Sara'nın galibiyetini ve aslında ne kadar önyargılı olduğunu asla bilmeyecek olmasıda güzel ama homongolusun mektuplarının açığa çıkmasını ve sara'nın duyacağı üzüntü hatta pişmanlığı bilmek isterdim çünkü o homongolosu öldürdüğünden haberi olmayan bir katil.