Hayata (yeniden) sıkıca tutunmak isteyenlere
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
"Şu anda yaşama fırsatım var, bunu değerlendirebiliyor muyum?" Hangimiz yaşama bilincinde ya da hangimiz yaşadığı hayatın bir gün sona ereceğinin farkında olarak ömrünü geçiriyor? Doğru olan sonun farkında olarak mı yaşamaya devam edip kendin olmaktır yoksa yaşam bilinci başlı başlına yeterli midir yaşadım diyebilmek için? Hayatının bir noktasında intiharı düşünmüş ya da geleceğe dair tüm umutlarını, hayallerini kaybetmiş insanlara bu kitabı okutabilme fırsatım olsaydı keşke. Beynimizdeki acılaşmanın geçici olduğundan, tüm o hüzünlerin geçmişin karanlığında gömülü olduğundan, önümüzdeki bembeyaz sayfaların varlığından bahsetmek isterdim. Çoğu insan önündeki sayfaların sonsuz olduğunu ya da geçmişteki karanlıkların önündeki aydınlıkları da içine hapsettiğini söyler. Halbuki sadece 1 sayfalarının olduğunu bilseler belki de doldurabilmek için her bir boşluğu değerlendirirlerdi. Kafamızda o kadar büyütüyoruz ki bazı şeyleri artık kendi kendimizi tanımak başkalarının bizi nasıl tanıdığından çok daha önemsiz. Toplumsal normlar her tarafımızı sarmış ve artık farklı olmaktan, çevremize uymamaktan korkar hale gelmişiz. Başkalarının nasıl düşüneceği üzerine davranışlarımızı biçimlendirirsek yarattığımız kişiye gerçekten "ben" diyebilir miyiz yoksa bu toplumun bizden istediği kişi mi olur? Cevabın hepimiz ne olduğunu biliyoruz ama çoğu zaman farkına varamıyoruz. "Kimim ben? Ne istiyorum? Kendimi gerçekleştirmeye cesaretim var mı ve anlaşılmamayı önemsemiyor, bunun bir gereklilik olduğunu biliyor muyum?" gibi soruları defalarca sordum kendime kitabı okurken. Coelho yaşama bilincini tamamen kaybetmiş birinin ölüm bilinciyle hayata bakışının nasıl değiştiğini öyle güzel açıklamıştı ki bu hayatın çaba ve mücadele üzerine olduğunu tekrardan anlamış oldum. Farklı olmak -sadece kendimiz olmak-, dürüst olmak -herkese ve her şeye dair-, "olmak" anlayışına yönelmek okurken başlıca farkına vardığım şeylerdi. Toplumun bize dayattığı çoğu şeyi ve kafamızla toplum arasına çektiğimiz duvarları yıkıp bunların yerini kendimizi inşa etmeli ya da kendimizin farkına varmalıyız. Toplum kendi dünyasında yaşayan insanları deli diye yaftalamaya pek meraklı ancak kitaptan şöyle bir örnek vermek isterim: Bir kravata normal olduğu sanılan bir insan kravat der. Fakat birisi kravatın sürekli boğazını sıkıp seni rahatsız ettiğini, gösterişi olmadığını, tek güzel yanının çıkardığın andaki rahatlama hissi olduğunu söylese bu kişi toplumsal kalıpların ve dayatmaların dışına çıkmış olur. Böyle düşünen insanlar haklı olmalarına rağmen hayatlarının pek çok noktasında "Deli misin sen?" sorusuna maruz kalırlar. Halbuki tek yaptıkları farklı düşünmek ve hayatı kendileri olarak yaşamak. Nasıl ki bir gökkuşağını farklı renklerde olması güzel kılıyorsa aynı şey toplum için de geçerlidir. Hiç kimse için kendimizi değiştirmemize gerek yok. Diğerlerinin ne düşüneceklerini düşünmekten çok ne istediğimizi ve kim olduğumuzu düşünmeli, kendimizi toplumdan tamamen soyutlamadan kendimize kendimiz olarak bir yer açmalıyız. Toplumu takip etmek benliğimizi unutturacak, bizleri kim olduğunu bilmeyen tek tip insanlara dönüştürecektir. Kitabın içeriği hakkında pek çok yerde pek çok şey bulabilirsiniz. Bu incelemede sadece bana yansıttığı düşüncelerden ve aldığım mesajlardan bahsetmek istedim. Günaydın, iyi günler, iyi akşamlar ya da iyi geceler. Günün hangi dilimindeyseniz. Hadi çay içelim Don Ritchie.
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,4bin okunma
·
17 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.