İnsan geçmişin daha iyi olmadığını biliyor ama o an o kadar bunalmış oluyor ki, geçmiş daha güzelmiş, daha huzurluymuş gibi geliyor ona; sanki o an peşini bırakmayan karamsar düşünceler bir zamanlar hiç yokmuş, sanki bilinci şimdi olduğu gibi gece gündüz rahat vermeden içini kemirmiyormuş. Kendi kendine rüyalarının nereye gittiğini sorar. Sonra başını sallayıp yılların ne çabuk geçip gittiğinden yakınır. Arkasından başka sorular gelir; 'bunca yıl ne yaptın? En güzel zamanlarını nereye gömdün? Yaşadın mı yaşamadın mı? Bak, ' der kendine, 'dünya nasıl da soğuyor. Birkaç yıl daha gelip geçecek ve sonra kasvetli bir yalnızlık hüküm sürmeye başlayacak. Koltuk değneklerine yaslanmış titreyen bir yaşlılıkla yüzleşeceksin önce; sonra da sefalet ve perişanlıkla. Şatafatlı dünyan yıkılacak, hayallerin solacak; ölecek ve ağaçlardan düşen sarı yapraklar gibi savrulup gideceksin. '