Gönderi

10/10
·390 syf.··
Beğendi
·
2018 34. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2018 17:59
Öncelikle, tertip ettiği Aytmatov etkinliği (#29775133) ile kitabı planladığımdan daha erken okumama vesile olan sevgili Okuma Delisi / EmirOkuma Delisi / Emir başta olmak
Edebiyat
Dişi Kurdun RüyalarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20238,9bin okunma
··
1 +1'leme
·
2.385 Gösterim
9 Yorum
Oldukça başarili bir inceleme teşekkürler 🤔
Ben teşekkür ederim... Keyifli okumalar...
"Tanrı'yı gökte değil de kendi vicdanımızda aramak..." cümlenizin üzerine ne söylesem gereksiz olacak Necip Hocam. Meselenin kalbi burası. Ve siz zaten bu güzel incelemenizle gözümüzün önüne sermişsiniz. Paylaştığınız The True Cost belgeselini daha önce izlememiştim. Her ne kadar markaya itibar etmiyoruz diye düşünsek de öyle değil. Belgeseli izlerken bir kez daha kendimi gözden geçirdim. Sebep olduğunuz farkındalık için teşekkürler. Aytmatov, kalemini çok sevdiğim bir yazar. Kitaplarının tamamını aldım ama onu da okuyayım, bunu da okuyayım derdiyle, yolumdan sapıp duruyorum:) İncelemenizi okuyunca yoluma devam edeyim dedim. Elinize sağlık, var olun...
Neşe hanım, güzel düşünceleriniz için çok teşekkür ederim. Tanrı-vicdan konusu, günlük hayatımı ciddi manada yönlendiren bir konu. Okuduğum bazı kitaplar veya seyrettiğim belgeseller de bana doğru yolda olduğum mesajını veriyor sık sık. Belgeseli seyrettiğim günden bu yana, aldığım mesajı hayatıma büyük ölçüde uyarladım. En azından kumsaldaki deniz yıldızlarını toplayıp denize atan çocuğun hikayesindeki gibi, o deniz yıldızlarından biri oldum:) Aytmatov, içimizdeki saf, arı duru insana dokunan ve hayatımda çok özel bir yeri olan bir yazar. Bir baba şevkati duygusu alarak okuyorum kitaplarını. Herbirinden de birşeyler öğreniyorum hayata ve hayatıma dair... Sizin de Aytmatov okumaları yapmanıza çok sevindim. Vakit ayırdığınız için tekrar teşekkür ederim. Siz de varolun... Sevgilerimle...
Necip dönüşün muhteşem oldu :) her ne kadar çok uzun bir ara sayılmazsa da :) teşekkürler güzel inceleme için. Fırsat bu fırsat biraz yorum yapmak istiyorum:) Çok önemli temel meselelere değinmişsin, elbette Aytmatov katkısıyla onu da unutmayalım. Birkaç gün önce bir anektod gördüm ve çok etkilendim,o geldi aklıma paylaşayım, İran şahı İngiltere'ye gitmiş. Bulutlu ve sisli bir günde buluştuğu İngiltere başbakanı şaha, "Güneşe taptığınız doğru mu?" diye sormuş. Şah başını göğe kaldırıp bakarak cevap vermiş : "Görseydiniz siz de tapardınız!" Ve ekliyordu bunu anlatan, "Kıssadan hisse : kimse sınanmadığı günahın masumu değildir" Bir mesele vardır kafama çok takılır, dindar ya da muhafazakar insanlar için içki meselesi çok hassasiyet içerir. Faiz de öyle , ya da olmalı? Örneğin faizle işleyen bir bankada çalışan kişiye normal bakılırken, neden içkili bir barda içki servis eden garsona, adeta "başka iş mi yoktu gibi " yaklaşılır bu kesim tarafından? Faiz servis etmekle içki servis etmek arasında ne fark vardır? Hatta fetva vermiş gibi olmayayım da içki bi tık belki çok tık daha masum kalmaz mı? Bir de şu zenginlik ve aile meselesi var. Hz. Hüseyin örneğin ahlak timsali dosdoğru bir insandır, fakat onun Hasan gibi bir abisi, Ali gibi bir babası , peygamberimiz gibi de bir dedesi olduğunu kaç kişi düşünür? Ve şimdi güncel bir örnek.. Ali Koç. Herkes bu tip adamlara sallar da kolayca, demez mi ki hiç, Mustafa gibi bir abisi, Rahmi gibi bir babası, Vehbi Koç gibi de bir dedesi olan adamdan ne bekliyorsunuz yani diye? Kimse kimsenin imtihanını bilemez. Aklıma bunlar geldi. Sağ olasın var olasın yeni incelemeler yazasın arayı açmayasın.. :)
Osman çok teşekkür ederim bu güzel katkın için... Bu bankacı-garson meselesini, sadece yasaklar üzerinden dine algılayışın bir sonucu olarak görüyorum. Dinen yasak olarak şeyler her zaman daha göz önündedir ve insanlar genelde bu tip konulara takılır. Oysa din bize açık şekilde ve defalarca 'infak et' der. Hayatı boyunca infak etmeyen birinin içki dağıtan garsonu eleştirmesi acizlikten başka bir şey değildir bana göre... Diğer konuda yazdıklarına da katılıyorum. İmtihan konusu Allah-ile kul arasındadır ve kimsenin bekçiliğine ihtiyaç yoktur. Başkalarına laf atmak yerine önce herkes kendi durumunu sorguya çekmelidir. Selam ve sevgilerimle...
Nihayet sahalara dönmüşsün :) Hem de ne dönüş. Eline sağlık, gerçekten doldurdu bizi- Cengiz Aytmatov'la değil sadece, iyi ve kötü felsefesi esas olmak üzere, hayatı sorgulatıyor bize incelemen. Dinle ilgili fazla bir girdi yapmak istemiyorum. Ama emin ol , o bankacılar bile kötü birisi olduklarını düşünmüyorlar. Şu köpeğin patilerini kesen psikopat da, onu haber yapıp önemsiz gösteren televizyoncu da özünde iyi bir insan olduklarını düşünüyorlardır. Ki bunların hepsi ahirete inanan insanlar en basit açıklamasıyla. Peki dediğin şey nasıl olacak, herkes nasıl temizleyecek önünü. Ben mi çevireceğim öbür yanağımı hiç bir şeye inanmazken. Kurulu sistem iyi, insanlar iyi- bir tek uyumsuz olan bizler kötüyüz belki. Herkes gibi uyum sağlarsak olana bitene şikayet etmeyeceğiz bir daha. Cengiz Aytmatov'u ilerleyen dönemlere bırakmayı düşünüyordum açıkcası, ama özendirdin o kadar incelemeyle. Teşekkürler, yakın zamanda okurum artık Beyaz Gemiyi herhalde ilk olarak- görüşemedik bu arada- kusura bakma, bakalım yer değişikliği olabilir yakın zamanda benim de. Ondan sonra bir olan yaparız umarım.
Erhan çok teşekkürler. Evet dediğin gibi kimse kendini 'dark side'ta görmüyor. Herkesin belgesel izlemesi gibi bir şey bu aslında:) Bu kadar iyinin olduğu yerde bu kadar kötülüğün olamayacağından hareketle her 'iyi'nin bu kötülükteki payına kısaca değinmeye gayret ettim... Bunu nasıl değiştireceğiz konusuna gelince, en başta bu durumu sorgulayarak diyebilirim ancak. Sandığımız kadar iyi miyiz? Bunun cevabını vererek işe koyulabiliriz:) Ne kusuru, zaten 5 saatlik yolu 13 saatte gelebildim yağmur ve trafik yüzünden. İstesek de görüşemezdik:) Ancak bir şekilde telafi ederiz bence. Yer değişikliği şehir değişikliği ise eğer ve yolun bu taraflara düşecekse bu harika olur tabii ki:) Olmazsa da sorun değil, ben çok sevdim oraları, sık sık yolumu düşürürüm bir bahaneyle...
1 yanıtı göster
İnceleme demek istemiyorum buna daha çok güzel bir irdeleme olmuş, eline sağlık Necip abi. Aytmatov hiç okumadım ama sorgulamalara gelirsek; kendi adıma iyilik inançla ilgili değil diye düşünüyorum ama öyleymiş gibi davranmak insanların hoşuna gidiyor veya kolayına kaçıyor sanki. Hatta direk İslam inancına indirgeniyor çoğu zaman iyilik kavramı halbuki bir Hristiyan da iyi olabilir. Garip bir algı var toplumda müslüman değilse her türlü pisliği beklemeliyiz gibi. Kötülük ile ilgili değindiğin de çok hoşuma gitti, hem insan kötü hem de sistem sanırım. İçgüdüsel olarak kötüyüz fakat sistem de bizi kötü olmaya eğitiyor sanki. Tamam ağaçları kesmek kötü diyerek yeşili katledip avm diken zihniyeti eleştiriyoruz ama avmlerden tamamen de kopamıyoruz, hiç bir şey almasak, sinema için gidiyoruz yine çarkın bir dişlisi olma durumunda kalıyoruz. Başka seçeneğimiz yok. Tükettiğimiz her üründe (istisnalar vardır kesin ama hangileri fikrim yok), aldığımız her bir markada ah var, hak var. Mango, Zara gibi büyük çaplı kötülük olmasa bile çalışma saatleri, verilen ücretler, mesai kavramı olmaması... hep kanlı para gibi geliyor, düşününce içten içe rahatsız ediyor ama içinden de çıkamıyoruz, kötü patron kötü işçiyi hatta geleceğin muhtemel kötü patronlarını doğuruyor. Bugün uzun çalışma saatlerini eleştiren işçi, çizginin diğer tarafına geçip işveren olduğunda aynı kötülüğü yapıyor. Benim daha iyi bir dünya umudum yok denilebilecek seviyede az, sıfırdan başlama şansımız yok çünkü. Yılan ve kuyucu misali çünkü, ne kuyruk acısı unutulur ne evlat acısı...
Önceki 2 yanıtı göster
Aynen öyle, hepsi birbirinin türevi zaten... Koyvermişlik anahtar kelimelerden biri bence:) İlgizilik, duyarsızlık, tepkisizlik hiçbir şeyi ciddiye almama vs... Bütün bunlar yan yana geldiğinde ortaya güzel bir şeylerin çıkmasını beklemek de saçma oluyor haliyle... Daha çok konuşuruz bunları:) Keyifli okumalar diliyorum...
Reklam
Necip Bey incelemeniz bir felsefe kitabı gibi her cümlesi üzerinde tek tek düşünülüp sindirilmesi ve özümsenmesi gerekiyor. Erhan Bey'in de bahsetmiş olduğu gibi kaç gündür o masum köpekciğe yapılan insanlık dışı muameleden dolayı kendimizi insanlığı sorgular olduk... Sorularıma soru eklediniz, anlaşılan düşünme mesaim baya uzayacak:) Hayat basit bir dille açıklamak gerekirse; iyi ile kötünün mücadelesinden ibaret ve insanoğlu içinde iyilik ve kötülükle beraber doğuyor çevrenin veya kalıtsallığın baskısıyla bir taraf seçmek zorunda. Her insan seçtiği tarafı besleyip doğrudan veya dolaylı olarak bu mücadelede pay sahibi oluyor ve maalesef ki iyiler çoğunlukla pasif, kötüler ise aktif oluyor dilerim bu döngü değişir, dünya daha yaşanılır bir hale gelir... Köpekcik-incelemeniz fazla etkiledi çok uzattım galiba:) Sağlıkla, huzurla, sevgiyle kalın:)
Emine hanım çok teşekkür ederim değerli düşüncelerinizi paylaştığınız için... Yazdıklarınıza birebir katılıyorum. Özellikle 'iyi'nin kendini geriye çekmesi ve buna karşın 'kötü'nün varlığını ancak görünür olarak sürdürebiliyor olması genel anlamda da kötünün ön plana çıkmasına neden oluyor. Sonuç olarak bence her şey bireysel mücadele ile başlamalı. İnsanlar kendilerine karşı dürüst olmalı. Yaşadığımız pek çok sorunun kaynağında insanın kendini yeterince tanımaması ya da olduğundan farklı görmesi durumu var... Konu bu satırlara yetmeyecek kadar uzun... Ancak bir şekilde fırsatını buldukça bu tip konuları daha fazla konuşup tartışmalıyız... Tekrardan teşekkür ederim Emine Hanım... Selam ve sevgilerimle...
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.