Güzel bir Türk klasiği okuması oldu. Olay örgüsü ve konusundan çok yazarın bahsettikleri dikkatimi çekti. Araba sevdası, adından da anlaşıldığı gibi mirasyedi bir gencin arabalara olan sevdasından bahsediyor ama asıl konu bu diyemeyiz. Yazar aslında o dönem baş gösteren alafrangalığa, Batı özentiliğine, gençlerin benliklerini kaybedip boşluğa düşmelerine değinmiş. Türkçe’nin o dönemlerde ikinci sınıf bir dil kabul gördüğünü edebiyatla az çok ilgisi olanlar bilirler. İşte bu eserde bunu tüm çıplaklığıyla görüyoruz. Bihruz Bey’in sürekli “Bu kaba dili sevmiyorum” sözlerini okuyoruz. Güzel dilimizin nasıl da ikinci sınıf, cahil insanların konuştuğu bir dilmiş gibi görüldüğünü okumak acı verici. Buradan Mustafa Kemal’e güzel dilimize itibarını geri kazandırdığı için selam olsun. Neyse bu oldukça uzun bir konu, hakkında yazılmış onlarca makale var onlardan daha doğru bilgiler okunabilir. Her yönüyle dolu bir eser. Tavsiye olunur.