·127 syf.····Okunma: 19 Temmuz 2020 05:05 Kitapta Mürşit Efendi'nin başına gelenleri okuyoruz. Adil, dürüst, çalışkan, namuslu, merhametli olan bu genç adam kendi hakkıyla bir memuriyet elde eder. İlk başta bunun torpil olmadan tamamen kendi çabaları sayesinde olduğu için ne kadar gurur duyduğunu okuruz. Mürşit çok çalışır ve herkesle iyi geçinmeye çalışır. Fakat bir süre sonra bu iyiliği suistimal edilmeye başlanır. Arkadaşları işlerini ona yaptırmaya başlar, çalışkan olduğu için yalaka damgası yer, harama el uzatmadığı için enayi yerine konur. Birçok şehir değiştiren Mürşit zamanla kurallarla vicdanın çatıştığını görür. Doğru olanı yaptığı içinde yine cezalandırılır. İnsanları, toplumu, düzeni değiştiremeyeceğini anlayan Mürşit en azından bir aile kurup bu küçük topluluğu elinden geldiğince mutlu edip kabuğuna çekilmeye karar verir. Malesef aile dediği insanlarda onun merhametini, iyiliğini sömürür. En sonunda hayatı bir enkaza döner.
Bu kitap günümüz gençlerine zorunlu olarak okutulmalı! Çünkü bizim toplumumuzda malesef böyle bir algı var. En ahlaksız, en tehlikeli insanlara vay ne kadar zeki, çok gözü açık, helal olsun gibi yakıştırmalar yaparken iyi niyetli, ahlaklı insanları saf, salak, devletin malı deniz yemeyen keriz gibi sözlerle aşağılıyoruz. Kısa zaman önce sosyal medyada bir insan kaçakcısının göklere çıkartılması gibi. Farkında değiliz ama biz toplumu yönlendiriyoruz. Ne heveslerle yola çıkan gençlerimizin zamanla laubalileştiğini, dünyayı ben mi kurtaracağım gibi sözler sarfettiğini görüyoruz. Biz toplum olarak farkında olmadan iyiliği öldürüyoruz.