·536 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Ağustos 2020 03:59 Ahhh Nazan hanım yüreğim titredi bu kitabı dinlerken. Her bir satırı, her bir cümlesi içime işledi. Bir gölge de bendim sanki. Acılar, hüzünler, hasret, aşk, mutluluk, ayrılıklar, kavuşmalar, yollar, yolculuklar, yolcular, hayatlar, bu kadarmı güzel yazılır, anlatılır güzel yürekli kadın dedim içimden.
" Bütün zamanlar, hayatlar üst üste yığılı, biteviye yaşanıp duruyor. Her şey her an oluyor." diyor Nazan hanım romanın sonuna doğru.
Hazırmısınız o zamanlara, o hayatlara yolculuğa?
Trabzon'da Zehra, Tebriz'de Settarhan iki farklı hayat. Aileleri, hayatları, sevdikleri...
Savaşın bir anda altüst ettiği, yollara döktüğü, yok ettiği, acılarla değiştirip, dönüştürdüğü insanlar...
Geçmiş, anılar, hatırlananlar, unutulmak istenenler..
Trabzon'da yaşamakta olan yazarımızın ailesinden kalan bir mektupla başlar hikaye ve bu mektubun peşine düşer, dedesi Settarhan'ın doğduğu topraklara gitmeye karar verir. Tebriz'e Taht-ı Süleyman'a gidecektir önce mektuptaki adres orasıdır çünkü. Bağlantılar kurulur, hazırlıklar tamamlanır. Ve yolculuk başlar ;zamandan zamana, hayattan hayata. Geçmişin içinde bir Trabzon'da yaşayan anneannesi Zehra'nın hayatına, bir Tebriz'de yaşayan dedesi Settarhan'ın hayatına geçiş yapar bir gölge gibi onlarla yaşar o zamanları...
Ve işte bizde bir gölge olup yazar ile birlikte o zamanlara, o hayatlara yolculuk ediyoruz okurken...
Benden bu kadar. Sağlıcakla ve kitapla kalın.