·368 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Ağustos 2020 18:25 Selaaam, okumayı bitirir bitirmez hazır düşüncelerim tazeyken koşa koşa geldim yorumunu yazıp paylaşmaya. Kitap hakkında hem bu kadar çok diyecek şeyimin olması hem de düşününce pek bir şey bulamamam garip geliyor doğrusu. Neyse, konusundan bahsedelim ve yorumuma geçelim
Kitaba başladığımızda Atakan karakterini başrolümüz gibi düşünüyoruz. Ancak hayatına Hiç Kimse’nin dâhil olması ile bütün kitap çok iyi bir kurguya bürünüyor. Görme engelli olan Atakan’ın, hayatta köşeye atılmış gibi hisseden Hiç Kimse’nin duyguları gayet güzel aktarılmış olsa da şöyle bir problemim var kitap ile: Kitapta neredeyse her karakterin kurduğu cümleler çok benzer. Yani şöyle, Koray Yersüren’in kalemi bu cümleleri yazıyor olabilir. Ama bunu hangi karakter ne söylemiş olursa olsun göstermesi saçma kaçıyor. Çünkü karakterlerin yapıları aslında farklı. Yazar ise herkese depresif, çok felsefi cümleler kurduruyor. Bana kalırsa bir kitabı tanıdığımızı söyleyebilmemiz için bir paragraf gördüğümüzde bunu hangi karakterin söylediğini tahmin edebilmemiz gerekir. Ama herhangi bir paragrafı gösterip, ‘’Bu cümleler Çağrı’nın mı, Hiç Kimse’nin mi (bir ismi var elbette ama bunu kitabın ortalarında öğreniyorsunuz diye bozmak istemiyorum.), Atakan’ın mı?’’ diye sorsalar muhtemelen çoğu kişi cevaplayamaz.
Her bölümün başında bir şarkı ismi verilmiş olması, kitabı şarkı eşliğinde okumayı seveneler için mükemmel bir ayrıntı. Yine bölümün başındaki çizimlerin de kitaba ayrı bir hava kattığını söyleyebiliriz.
Kitabın ilk 200 sayfasında, az önce bahsettiğim bu felsefi cümleler bana abartı geldiği için (sanırım yazarın diline alışmamış olmamdan dolayı. Okuduğum ilk kitabı çünkü bu.) okusam da bitse havasındaydım. Ancak yaşanan tesadüfler, 200den sonraki sayfaları soluksuz okutuyor. Yani kitabı merak ediyorsanız kendinizi bu kurgunun kollarına bırakabilirsiniz. İyi okumalar