·48 syf.····Okunma: 13 Ağustos 2020 12:30 Baştan sona kadar ruhsal çözümlemelerin, tabiat tasvirleriyle birlikte yol aldığı nefis bir Stefan Zweig öyküsü. Diğer öykülerinde az yada çok bir olay örgüsü olurdu ve tabiki o olayın etrafında yoğunlaştırdığı psikolojik durum anlatısı ama bu tamamen isimsiz kahramanın psikolojik buhranının anlatıldığı bir öykü olmuş. Kısaydı ama yoğun bir tadı oldu.
Sıcaktan ve kuraklıktan çatlayıp kavrulmuş, bir damla suyun bahşedeceği serinletici canlılığa hasret kalmış doğa ile ruhsal olarak yoksunluk, yalnızlık ve sevgiye karşı dudakları çatlatan derecede susuzluk çeken bir adamın tatil için gittiği otelde gördüğü genç ve güzel bir kadına karşı beslediği yoğun tutkunun ruhunda açığa çıkardığı fırtınayı, kurak toprağın beklediği fırtınayla ilişkilendiren kısa ama etkileyici bir öykü.
Alıntılar :
"Gözlerini dikmiş karanlıkta bana bakıyordu.Bakışları karanlıktan daha karanlıktı.
.
"Bu yeni, karanlık ve büyülü hisse kendimi bıraktım, hissettiğim yalnızca gece ve geçmişten gelen bir bakıştı; bir kadın ve içinde kaybolmanın tatlı bir haz vereceği manzara vardı sadece."
.
"Hasta olan, dünyanın ateşini içinde hisseden bir tek ben vardım."