Puan vermedi·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Ağustos 2020 13:06 Yazar her aydın gibi bir takım sosyal sorunlardan bahsediyor çözüm yolları sunuyor. Aslında ne sunduğu sorunlar ne de çözümler yeni değil, yeni bir tarzla sunmasının dışında. Bu noktada felsefe, sosyoloji, psikoloji hatta siyaset kuramı hakkında bir iç monolog silsilesine okur olarak tabi tutuluyoruz. Bu sırada 'kozmos' gibi parlak sözler ettiği de oluyor. Hatta Rilke, Shelley gibi ünlü adlarla vitrini dolduruyor. Romantik gelebilecek biçimde romantik dönemden vesaire bahsediyor. Pek çok fikir açısına katılıyor, ‘’Sahiden doğru diyorsunuz.’’ Parlak sözler ediyor: ‘’Parçalanmış bir toplum, üyelerinin içinde bulundukları siyasal toplumla kendilerini özdeşleştirmekte gittikçe daha çok güçlük çektiği toplumdur.’’ Fakat sonlara doğru son tahlilde baklayı ağzından çıkarıyor: ‘’Piyasayı yok edemeyiz, ama kendimizi tümüyle piyasalara göre de ayarlayamayız. Piyasaları sınırlamanın bedeli yüksek olabilir; ama hiç sınırlamamak öldürücüdür. Çağdaş bir toplumu yönetmek birbirini törpüleme eğilimi içinde olan gerekler arasında sürekli bir denge oluşturmak, eski denge noktası engelleyici hale geldiğinde de mütemadiyen yeni yaratıcı çözümler bulmak demektir.’’ Ayrıca yazar, ‘’O öyle değildir böyledir!’’ derken aslında o öyle değildir dediği kısımları açıklamakta çok sığ kalıyor. İnsan merak ediyor, ‘’Bu özelliği Marx’ı tümüyle akademisyen olarak görmesinden mi kaynaklı acaba?’’ diye düşünmeden edemiyor. Kısaca liberal yaklaşımları bir noktadan sonra entelektüel gevezeliğe dönüşüyor. En azından ben öyle düşünüyorum. Kitabı beğendim olarak işaretledim nedeni de bana tüm bunları düşündürtmesi başka bir şey değil.