Bugün sabah 1 k'da Erich Schuermann'ın ''bir Avrupa özdeyişi şöyle der: ''Çalış kazanırsın!", okudum. 32 yıllık bir gurbetçi olan ben, işdeki disiplin ve dakikliğe ve vaktinde işi bitirip teslim etmek için harcanan çaba ve enerjiye baktığımda Avrupalıların ezici çoğunluğu - tembel olanlar da var tabi - özdeyişin hakkını verdiklerini ve atalarına layık birer insanlar olduğunu görüyorum.
Peki neden bizler işlerimizi böyle hakkıyla yapamıyoruz?
Avrupada 60 yıldır çeşitli islâm ülkelerinden göçmenler Avrupalılarla içiçe yaşadığımız halde yinede işini hakkıyla yapanımız çok azdır. Çok az öğreniyoruz. Örneklerden gerektiği gibi faydalanamıyor dolaysıyla da değişemiyoruz. Sorun kanımızdan mı ileri geliyor, genlerimizden mi yoksa gülünç ahlak anlayışımızdan mı? Kim bilir?
Gülünç ahlak anlayışımıza değinmekte fayda var. Her sene Avrupaya çocukları ve torunları tarafından binlerce anne-baba, nene-dede iki üç aylığına davet edilir.
Misafir edildikleri ülkenin güzelliğinin, zenginliğinin, düzenliliğinin farkındalar. Fakat yine de kapıda torunlarıyla aynı yaşta bir kız çocuğuna rastlarlarsa, '' ne kadar güzel dini bozuk olmasaydı '', demekten de kendilerini alamazlar. Çünkü ahlak anlayışı bu, din anlayışı böyle çoğu müslümanların. Oysa çocuklarının yoksulluktan açlıktan kaçıp buralara geldiğini çabuk unuturlar. Ve hala batıda yaşıyabilmek için soydaşlarının, dindaşlarının çocuklarının ak denizde boğulduklarınıda görmezden gelirler.
Kendi soyunun dünyaya katkısı, dinini bozuklukla itham ettiği soyla karşılaştırırsa, görür, kendi soyunun dünyaya katkısı ancak dini bozukların yabani domuzu kadar olduğunu.
Böyle olduğu halde midelerinde gavurların ekmeği, altlarında gavurların arabaları ve bütün günlük ihtiyaçlarını gidermede gavurların icatlarını, araç ve gereçlerini kullanırlar. Yinede gavurları cehenneme kendilerinide cennete gönderirler! Bu nasıl bir ahlak anlayışı! Oysa tam tersi olmalı! Böyle bir ahlâkî çöküntüye sahip müslümanlar cehenneme, dürust, çalışkan işini hakkıyla yapan gavurlarda cennete girmeli! Doğrusu da budur! Allah'ın şanına yakışan da budur!