Puan vermedi·379 syf.····Okunma: 02 Ağustos 2020 16:17 Yüzyıllardır, binyıllardır inanç kavramı tabii ki değişiklik gösterdi. Fakat en büyük değişme savaşın, şiddetin, öldürme gücünün kullanıldığı ilk dönemde yaşandı. Bu döneme kadarki mabutlar dişiyken bu dönemden sonraki ilahlar karma oldu ve insanlaştı. Göçler, gelişmeler derken her şey bulanıklaştı ve tanrılar da değişti. Doğayı değiştirme gücünü anladıkça insan güçlendi ve fikirleri değişti. Üremeyi ve soyu devam ettirme mantığını kavradı ve bunu hayatın geri kalanıyla bağdaştırdı. Tarımı kadının elinden alıp erkeğe devretti: zira tohumu eken erkekti. Kadın yeraltıyla bağdaştırıldı. Yeryüzü ve yeraltı. İki başlı balta ve Knossos sarayı... Asaya dolanan yılan ve iki aslanlı kapı... Kadını kurban eden erkek ve dişi ilah... İphigenias ve Artemis'in geyiği... Dişiselliği ön plana çıkarılmış Venüs heykelcikleri... Biyolojik doğuş ve Tinsel doğuş...Tanrı olmanın güzellikleri... İnançlar değişti fakat insanlar değişmedi. Değiştik sanıyoruz fakat değişmedik. Binlerce yıldır fikirler çoğaldı fakat içimizdeki tinsellik ne arttı ne azaldı. İnsanın ilk zamanından günümüze mükemmel bir yolculuk yapıyoruz kitapta. İlk dişi mabuttan son ilahi kadına kadar hepsinin aslında içimizde ve dışımızda her yerde olduğunu öğreniyoruz. Mitoloji ve doğanın uyumunu, insanın uyumunu görüyoruz. Yazara ve vakfına teşekkür ederiz...