William ve Donna aynı gün aynı hastanede doğmuştu. Donna'nın annesi bekar ve iki çocuklu bir kadın olmuş çocuklarını nasıl büyüteceğini düşünüyordu. William'ın annesiyse avukattı. İşkolik olabilirdi ve hatta annelikte tecrübesiz de olabilirdi ama asla çaresiz değildi. Hastaneden çıktığında onu bekleyen mutlu bir yuvası olduğunu biliyordu.
Kitap öyle güzel kurgulanmış ki bu ikili yani Donna ve William birbirlerine yakın yaşıyorlar. Birbirlerini sürekli teğet geçmelerini okuyoruz bol bol. Donna ve William 10 yaşında, 18 yaşında, 25 yaşında gibi başlıklarla okuyucu bilgilendiriliyor. William, zengin bir ailede rahat bir yaşam sürüyor. Onun hayaliyse ailesinin baskısından kurtulup dünyayı gezmek. En yakın arkadaşının intiharı ona kaybedecek zaman olmadığını fark ettirdiğinde hayalini kurduğu şeyi gerçekleştirmeye karar verir. Donna alkolik bir anne ve ona ebeveynlik yapan ablasıyla büyümüş ve artık bir işe girmiştir. Pastanede çalışmakta ve pasta süslemeleri yapmaktadır. Talihsiz bir kaza onu ailesinden ayırdığında elinde ablasının hayalini kurduğu bir dünya turu planı vardır ve ablası için bunu gerçekleştirmeye karar verir. Burdan sonrası ikilimizin sürekli birbirine teğet geçmesi ve bu seyahatlerden birinde buluştuklarında da aslında buluşamadıklarını görmek okuyucuyu sinir hastası olmanın eşiğine getiriyor. Yazar neden böyke bir kurgu yapmış bilemiyorum. Sürekli ikilinin bir araya gelememesini okuyoruz ve bu durum bir süre sonra sinir bozuyor. Yani kıl payı birbirlerini kaçırmaları veya tam oldu derken yine araya yılların girmesi cidden benim okuma keyfimi azalttı. Sonunda da hiç olmayacak şeyler oluyor. Fuarda koşa koşa aldığıma değmedi malesef. Bu kurgudan çok daha iyisi çıkabilirdi bence. Yine de kitaptaki küçük ayrıntılar, göndermeler güzeldi ama sonunda bazı boşluklar kaldı. Ne bileyim bitirdiğimden beri daha güzel olabileceğini düşünüyorum