Şimdi gelelim Kemal Paşa’nın Arap politikasına!
Üç noktada özetleyebiliriz sanıyorum: a/ Mustafa Kemal, Milli Mücadele’nin başladığı sıralarda, Arapların İngiliz ve Fransız emperyalistlerine karşı mücadelesini destekliyor, ama besbelli Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullardan kendi kurtuluşlarını kendilerinin sağlamasını istiyor (zaten olağanı budur), ama emperyalizme karşılığı, Arapları desteklediği kesin b// Hatay sorunu döneminde, herhalde Türkiye’nin gücünü de hesaba kattığından, Fransa’nın Lübnan ve Suriye’ye ‘istiklâllerini kolay kolay vermeyeceğini’ söyleyip, bu ülkelerde Araplarla birlikte anti-emperyalist kurtuluş savaşı örgütlemeyi tasarlıyor. Başka bir deyişle, El Bekr’in, Khaddafi’nin Bumedyen’in bugün takındıkları tavrı o daha 1930’larda, 1920’lerde takınmış oluyor. c// Arap ülkelerinin emperyalizme karşı kurtuluş savaşlarını kazanıp bağımsız olmalarından sonra, Türkiye’nin onlarla işbirliğini bir federasyon, bir konfederasyon örgütlenmesi derecesinde ileri bir yakınlık olarak düşünüyor.
Bu dediklerimin itiraz kaldırır tarafı yoktur.