Daha önceki incelemelerimde de yaptığım gibi, herkesin istemese de görebildiği üst kısma genel görüşlerimi, alta da dileyenlerin okuyabileceği kitap hakkındaki bazı yerlerden de "spoiler" vererek "özetimsi" düşüncelerimi ekledim.
-Genel Görüşlerim
Başlarda oldukça akıcı ve keyif alarak okusam da genel olarak yazarın ilerleyen sayfalarda aynı şeyleri tekrar ettiğini söyleyebilirim. Kitabı okuduğum süre boyunca neredeyse hiçbir bölümün sonunda ertesi gün hevesli bir biçimde kitabı elime aldıracak o "merağı" bende uyandıramadı. Burada "merak"tan kastım aksiyon kitaplarında ki gibi "acaba şimdi ne olacak" meraktan ziyade, "bu dünyayla alakalı neler anlatacak acaba" diye bir meraktı ve ben ütopya/distopya kitaplarında, özellikle de 1984'ün devamı niteliğinde yazılan ve ismi ondan ilham alınarak koyulan bir kitapta en çok bunu hissetmek, görmek isterdim. Neredeyse 170-180 sayfa boyunca olaylar oldukça yavaş ilerlese ve birçok güzel düşünceler içerse de son 50 sayfa olayı sonlandırmak adına aceleyle yazılmış ve kestirip atılmış gibi geldi. Belki bir okuyucu olarak benim dikkatsizliğimden, belki de yazarın eksikliğinden dolayı kafamda tam cevaplanmamış önemli sorular bıraktı. Kitabın son sayfalarında anakarakter Ati'nin Toz'a söylediği "mezara girmeden bilmek istediğim üç şey var, önce bunları cevapla" cümlesinden sonra en azından bir nebze önemli şeylerin açıklanacağını sansam da okurken aslında hiç merak etmediğim şeylerden bahsedilmesi de bir nebze hayalkırıcı oldu. "Abi" kimdir, tek bir lider mi yoksa Big Brother'a söylendiği gibi belirli bir grup tarafından yönetilen hayali bir birey mi? Sınır var mı yok mu? Eğer gerçekten sınır olmadığına inanılan, yani kainatın sadece Abistan'dan ibaret olduğu düşünülen bir ülkeyse sürekli savaşılan "Düşman" kimdi ve halka ne diye yutturuldu? gibi sorularak daha net cevaplar verilse ve madem tekrara sıkça düşüldü, en azından böyle kilit noktalar tekrara düşülseydi daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum.
Bunların dışında 1984'e yapılan göndermeler daha doğrusu "bahsedilmeler" hoşuma gitse de yaratılan dünyanın yetersiz ve çokça eksik bırakıldığını düşünüyorum. Daha detaylı işlenebilirdi bence.
-Kitap Hakkında
Kitap kısaca, tek bir "din" üzerine kurulu bir ülkede geçiyor. Olaylar, George Orwell'ın 1984 kitabında bahsettiği ülkenin üzerine kurulan bir ülke olan ve az önce bahsettiğim teokratik bir ülke olan Abistan'da geçiyor. Tek millet, tek devlet, tek din, tek dil olarak bu dünyada yaşamını idame ettiren insanların yurtdışı kavramını dahi bilmediklerini düşünürsek, kainatta bu ülkenin tek ülke olduğu ve tek hakikatin de hepsini birbirine bağlayan şeyin bu din olduğunu söyleyebiliriz. Bu teokratik ülkede de daha önce ve hala örneklerini gördüğümüz dinle yönetilen ülkelerde olduğu gibi; zina, imansızlık, inançsızlık ölüm sebebi suçlardan bazıları. Bu yaratılan yakın gelecekte toplumun ilkel insanlar kadar cahil olduğunu; denizi, sınırı, dünyanın şeklini hatta elektriği bile bilmediklerini söylebiliriz.
Dini kitapları olan GKabul ve hatta yaşadıkları dünya hakkında kitapta şu sözleri sarfediyor: "İşte Gkabul, kendisinden önce gelen dinlerin toplamı ve özü olarak, dünyanın istikbali olmak isteyen bir dine gösterilmesi gereken özenin yokluğundan doğmuştu."
Böyle bir toplumda kafasında soru işaretleri oluşan bir bireyin, her şeye isyan etmeye dünden razı "asi" olarak nitelendirilen bir arkadaşıyla birlikte "arkeolog" olduğu için bu şüpheci soruları cevaplayabileceğini umduğu bir diğer arkadaşını ararken yaşanan olaylar dizisi sonucu bize bir taslak ve cevap verilmeye çalışıyor.