·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Eylül 2020 22:01 İnsanlık tarihine baktığımızda savaşların, işgallerin, göçlerin yaşanmadığı bir dönem yok gibidir. Hele Ortadoğu ve Doğu Akdeniz coğrafyasında yaşayan insanların savaş ile olan ilişkileri yada tecrübeleri, dünyanın diğer bölgelerinde yaşayan insanlara nazaran çok daha fazladır. Çünkü İnsanlık tarihi burada başlar. İlk nefes burada alınmıştır, tarım devrimi burada gerçekleşmiş, dinler burada doğmuş, ilk medeniyetler burada kurulmuştur. Dolayısıyla güç ve paylaşım savaşlarının merkezi burasıdır. 20. yüzyılda Devleti Aliyye'nin (Osmanlı İmparatorluğu) yıkılması ile Orta Doğu coğrafyası 1516 Mercidabık ve 1517 Ridaniye Savaşları sonrası kavuştuğu yaklaşık 400 yıl süren barış ve huzur sürecini geride bırakıp, günümüzde de hala devam eden savaşlar, işgaller ve kargaşalar tüneline girdi. İşin kötü tarafı bu karanlık ve kabus tünelinin ne sonu belli ne de ufukta parlayan, umut veren bir ışık huzmesine sahip.
Kitabı kısaca şöyle tanımladım: Yakın tarihin, savaşın, ayrılıkların ve aşkın kitabı. Sultan Abdülaziz'in vahşice katledilmesi ile başlayan; sırasıyla 1. Dünya Harbi, Nazi dönemi, 2. Dünya Harbi, Fransa'nın işgaline karşı girişilen direniş mücadelesi, bu mücadele sırasında kesişen ve birleşen hayatlar, Arap - İsrail Savaşı, sınırların ayırdığı aileler ve tüm bu kargaşa zamanlarına tanıklık eden İsyan'ın paramparça olmuş, acıklı yaşam öyküsü. Amin Maalouf gerçekten harika bir yazar, kimisi savaşın tarihini yazar, kimiside savaşın insanlar üzerinde biraktığı yıkıcı etkileri kaleme alır, Amin Maalouf'ta bunu yapmış. Maalouf'un "Semerkant" kitabını çok beğenmiştim, sanırım Doğu'nun Limanları'da okuduğum son kitabı olmayacak.