Özellikle "Filozof Olamamamın Binlerce Sebebinden Sadece Birkaçı" ve ''Müjde Bim Geldi'' öykülerini beğendim. Yazar 28 şubat sürecini, sonrasındaki toplumsal değişimleri , yaşama uğraşını ve dönemin mahalle kültürünü bilinç akışı tekniğini kullanarak anlatmış. Anlatısı sert bir kurgu çevresinde dönmüyor, günlük sıradan olabilecek olayların zihnindeki muhtelif çağrışımlarına, iç sesi ile olan kavgasına şahit oluyoruz. İç sesinde Fuko'dan Nasr'a; Azer Bülbül'den Baumana onlarca farklı kişi barınıyor ve hasan harmancı bunları aynı hikayeye sığdırmayı ustalıkla becermiş. Öyküdeki argo kelimeler ve yer yer sonuca bağlanmayan dağınık cümleler beni biraz rahatsız etti.ama yazarın elbette vardır bildiği. hadi onun kelimesi ile söyleyelim ''mebzul'' miktarda bilinç akışı ve derli toplu öyküler daha etkileyici geliyor bana. Zaten dağınık insanlarız daha da dağılmayalım.