Puan vermedi·272 syf.····Okunma: 19 Eylül 2020 21:40 Dorian Gray'in Portresi'ni bitireli uzun zaman oldu ancak kitapla ilgili görüşlerimi toparlamak zaman aldı çünkü bu kitap romantizm kisvesinde yazılmış öylesine felsefî bir eser ki, insan roman okumaktan ziyade hayat derslerini sindirmekle meşgul oluyor. Wilde'ın kulağa küpe olacak nitelikteki fikirlerini yansıttığı Lord Henry karakterinin birçok sözü altını çizmeye ve üzerinde uzunca düşünmeye değer. Kitap esasında işlediği günahlar sebebiyle çirkinleşen ruhunun yüzüne yansımamasını dileyen olağanüstü güzellikteki bir delikanlının dileğinin kabul olmasıyla, ahlaki olarak ne kadar uçlara gidebileceğini ve bunun ona getirdiği trajik sonu konu alıyor. Günahların ağırlığını yüklenen bir portre olağanüstü bir konu gibi görünse bile kitap oldukça hayattan olan bir hakikati gözler önüne seriyor: İnsana işlediği kötülük ve günahların verdiği en önemli korkunun onu başkalarının öğrenecek olması. Kişinin özünde ne olduğunu görmeyen toplumun, değer yargılarını güzelliğe bakarak belirlemesi ve içten içe eriyen etik değerlerin dışa vurulmadığı taktirde sosyolojik olarak asla görülememesi. Bu noktada kitap aynı zamanda dönemin İngiliz toplumuna ve yönetimine de ciddi eleştiriler getiriyor. Eserin sonu güzelliklerin ve dışardan göz boyayan şeylerin dâhi eninda sonunda altındaki gizli ve çürümüş şeyleri saklayamayacağını, hakikatin eninde sonunda maskelerden sıyrılıp ortaya çıkacağını anlatıyor. Oldukça etkileyici, akıcı ve de sürükleyici bir eser. Oscar Wilde'ın tek romanı olması bu noktada üzücü oluyor.