Evin garajında, alet edevatların bulunduğu soluk yeşil bir bavulda bulmuştum bugün başladığım kitabı.
Bir kitap ne kadar kirlenebilirse o kadar kirlenmiş, bir kitabın ne kadar sararabilirse o kadar sararmış sayfaları.
Kim bilir kaç yılını geçirdi ve nasıl yaşadı? Kaç gün ışığı bulunmayı umut etti de üzerine gecenin karanlığı çöktü? Hangi sayfasına attı hüzünlü takvim çiziklerini? Hangi cümlelerini tekrar tekrar ezber etti de unuttu?
Şimdi lekelenmiş sapsarı sayfalarına bakıyorum ve görüyorum ki güzel şeyler en beklenmedik yerlerde çıkabiliyor karşımıza.