Mine Söğüt'ten başlangıcıyla Marquez'in gerçeküstü hayal dünyasına benzeyen, atmosferiyle kendine hayran bırakan, ortasında verdiği ipuçlarıyla sırrını sonuna kadar saklamayı başaramayan, gizemini kaybetmesine rağmen kendi dilini oluşturmayı beceren bir eser.