339 syf.
·5/10
Kitabı okuyalı aylar oldu ama üzerine mutlaka inceleme yazısı yazmak istedim. Öncelikle bu sene okuduğum beni en zorlayan kitap buydu hacmine göre en uzun sürede okuduğum da. Çoğunluk ne derse desin fikrimi beyan etmek isterim. Bence her Türk insanı okumalı çünkü Cemil Meriç gözlerini kaybetmek pahasına okumuş hatta gözlerini kaybettikten sonra bile kitaplardan vazgeçmemiş bir aydındır. Benim bu kitaba ilk eleştirim kitabın başındaki Cemil Meriç kronolojisi ilkokula gittiği tarihten tutun askere gitmesi bile var ve bana bu oldukça gereksiz geldi hayatındaki önemli belli başlı olaylara yer verilmiş olsaydı sadece asla gözüme batmazdı. Sonrasında kitabın girişindeki Cemil Meriç’in oğlu tarafından yazılan uzun yazı da oldukça gereksiz elbette bir evladın babası olmasından çok gurur duyacağı bir adam Cemil Meriç ama neden yazı bu denli uzun? Bir önsözün evladı tarafından yazılması muazzam ama bu kadar uzun ve övmenin dozunu aşan bu yazı yine okuyucu sıkıyor en azından beni sıktı. Yazarla çok farklı ideolojilerimiz olduğu için de belki kitabı okurken zorlandım ama kendini övdüğü kısımlar gözümde kibirli bir adam canlandırdı. Edebiyata prens olarak girdiğini söyleyen yazar kitaplarının neden yayınevleri tarafından basılmadığınu anlamamakta. Edebiyata prens olarak girmek oldukça iddialı ve subjektif değerlendirilen sanatın, fikirlerin, ideolojilerin arasında sırıtan bir ifade. Fildişi kuleye kendisini koymuş olması ve halktan uzak yaklaşımsa hoşuma gitmedi. Sonra şeriatın gelmesi gerektiğini söyleyen yazar dönemin koşullarını, fikir ve inanç özgürlüğünü de göz ardı edip bütün vatandaşların tek bir inanışa göre yönetilmesini talep etmektedir. Çağdaşlaşmayı batılılaşmak olarak algılayıp batı milletlerine öykünen bireylerin yaptığını yapıp çağdaşlaşmanın ahlaksızlaşmak olduğunu ileri sürmekte olan yazar tek çareyi dine dönmek de görür. Okuyucular görmüş müdür? Ben görünce gözlerime inanamadım kendisi kitapta Balzac’ı övmek için dahi olsa kurduğu dünyaların Tanrı’nınkinden daha zengin olduğunu söylerken de dine inanan bir insanın kurmaması gereken bir cümle kurmuştur zira tek tanrılı dinlerde Tanrı’dan daha üstün bir varlığın olmadığına inanılır bir insan nasıl Tanrı’nınkinden zengin bir dünya yaratabilir??? Sonra İsa’nın varlığı meçhul cümlesi de bu kitapta geçiyor ve bu her ne kasıtla söylenirse söylensin Müslümanlık dini İsa’yı bir peygamber olarak kabul eder ve varlığının sorgulanmasını içeren bir cümleyi kurmak ne derece dinle örtüşür? Rousseau’yu ve daha nice dünyaya fikirleri ile önderlik eden düşünürün katı bir şekilde sert,ağır ifadelerle eleştirilmesi de rahatsız etti beni. Ben okurken zorlandım kitabı, incelememi de okuyanlar zorlanacaktır velhasıl bir daha Cemil Meriç okuması ben yapmam ancak kitap Cemil Meriç kitaplarına giriş sayıldığı için ve yazarının gözardı edilemeyeceğini de düşünerek herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.