·496 syf.····Okunma: 29 Eylül 2020 21:04 Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Jack London’ın bu eserini okumaya başladığınızda ne kadar sürükleyici ve etkileyici olabileceğini tahmin etmek imkansız olacaktır. Romanın kısa özeti denilebilecek kısmı kitabın arka kapağında yer almakta. Bu yüzden buraya genel bir özet yazmak boş bir çabadan öteye gidemez. Kitabın ilk sayfalarında okuduğunuz Martin’in değişimi sizi şaşırtacak boyutlarda. Kitabı okurken zaman zaman Martin’in hayatını kendi hayatınızla karşılaştırıyorsunuz, aslında bu karşılaştırma bir hayat karşılaştırması değil, düşüncelerin birbiriyle kıyaslanması şeklinde ortaya çıkıyor. Martin’in aşkla başlayan yazarlık serüveninin başarıya ulaşmasının ardından mutlu sonla bitmesi ümidiyle okuduğum bu kitapta aslında hayatın gerçekliğinin yüzünüze bir tokat gibi çarpmasıyla sarsılıyorsunuz. Belki de Martin denizci olduğu yaşamını hiç bırakmamalıydı ya da ünlü bir yazar olduğunda burjuvanın iki yüzlülüğüne ayak uyduracak kadar kendini var eden düşüncelerine ihanet etmeliydi diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Martin’i kaçınılmaz sonuna sürükleyen ‘geçmişte yapılıp bitirilmiş işler’ düşüncesi sizin de zihninizi bir an bile terk etmiyor. Aşk duygusunun nasıl etkili bir silah olabileceğini de bu romanla görüyorsunuz. Aşk Martin’i bambaşka birine dönüştürdü ve belki de sonu oldu. Bu roman yüz yılda bir denk gelinebilecek bir başarı hikayesini içermesine rağmen mutlu sonla biten bir roman değil. Yine de her şeye rağmen Martin’in hayatı sizin de hayatınızda mutlaka bir şeyleri değiştirecektir. Şimdi değilse bile mutlaka bir gün...