Ah be Dostoyevski.
Her seferinde; yahu ben ne okudum öyle? diye düşündürmeden edemezsin sen. Yine şaşırtmadın.
Gelelim kitabımıza. Ünlü Rus Yazar Dostoyevski, Öteki romanı, insancıklar'dan sonra basılıyor. yani yazarın ikinci kitabını ele alıyoruz.
Yazıldığı dönemde ses getiren, tartışılan bir eser kendisi. İnsancıklar kitabından sonra bu kitap hiç beğenilmemiş.
Romanda baş karakterimiz olan Goladkin (Bazı basımlarda Golyadkin diye geçiyor ama benim okuduğum Goladkin olduğu için goladkin diyeceğim) kendisini bulunduğu, içinde yaşadığı topluma kabul ettirme, varlığının farkına vardırma peşinde ve bu uğurda delirme raddesine geliyor. Dostoyevski'nin usta kalemiyle, yaptığı psikolojik analizlerle buna hepimiz şahit oluyor ve adeta o duyguları bizler de yaşıyoruz. Hangi dönemde yaşıyor olursak olalım içimzden bazı insanlar bu duyguları halen yaşıyor, bunun farkındayız.
Goladkin kendi davası peşinde, yüksek dereceden memurların yanına sokulmaya çalışıyor. Düzenledikleri balolara katılmaya can atıyor, her fırsatı değerlendiriyor... Ancak her seferinde dışlanıyor ve kendini adeta ezilmiş bir böcek kadar düşük ve aciz hissediyor.
Bir gün, yine bir balodan yaka paça atıldıktan sonra evine dönmek üzere geçtiği köprüde biriyle karşılaşıyor ve baş karakterimizin hayatı tam bu anda birden değişiveriyor.
Karşılaştığı kişi kitapta çoğunlukla 'Öteki' diye geçen, kendisine her yönüyle benzeyen adeta ikizi denebilecek kadar aynı olan, küçük Goladin.
Bence kitapta anlatılmak istenen gayet açık ve net. Bizim hep iyi yönlerini öven, maskeli balolar dışında maske takmadığını, ikiyüzlülükten nefret ettiğini her fırsatta herkese uzun uzun açıklama çalışan goladkin, kafasında; aslında olmak istediği kişiyi, yani öteki Goladkini yaratıyor.
Hiçbir zaman öteki Goladkin gibi olamayacağını, toplumda bir yeri olmayacağı bilincini zihnine yerleştirdiğinden ondan nefret ediyor, ve kitap boyunca ondan kurtulmak için çeşitli yollar deniyor, çeşitli insanlardan yardım istiyor.
İşin tuhaf kısmı, bizim Goladkin, öteki Goladkin'den nefret etmesine rağmen, bazen onunla dost olmak istiyor, onu seviyor, bazen ise onu öldürmek istiyor.
Bu da toplumda kendine yer bulamamış, adeta zamanla eriyip giden bir insanın psikolojik ve ruhsal çöküntüye uğramasından hemen önce yaşadığı hızlı duygu değişimleri, kişilik bölünmelerini bize gösteriyor...
Herkes bu kitabı okusun isterim. Daha da önemlisi herkes bu insanları görsün, kendine yer bulmaya çalışan insanların farkına varsın isterim. Benden bu kadar.
Başka kitaplarda görüşmek üzere, hoşçakalın efenim.
YouTube'da bu kitabın seslendirmesi mevcut, dinlemek isteyen olursa buyursun gelsin. Abone olsun.
youtube.com/channel/UCYV7st...