Halit Ziya’nın en önemli eseri Aşk-ı Memnu kabul edilse de bence sadece Halit Ziya’nın değil tüm Türk edebiyatının en güzel romanı Mai ve Siyah’tır. Halit Ziya’nın roman boyunca devrinin yayın dünyasını tasvir ettiği söylenir. Doğrudur da. Ancak okuyucuya vermek istediği mesaj bence çok farklıdır. Kendimce bunlara dikkat çekeceğim.
Ahmet Cemil “mai” bir İstanbul akşamında kaleme alacağı eseriyle maddi olanaklara kavuşup, oldukça da zengin olan arkadaşının kızkardeşi Lamia ile evlenmeyi hayal eder.Ancak romana ismini veren diğer renk “siyah” bir gecede kaderinin karanlığında kaybolup gidecektir. Lamia bir subayla evlenmiş, eseri beğenilmemiş Ahmet Cemil kurduğu romantik dünyadan çıkmak zorunda kalmıştır.
Küçüklüğümüzden beri annelerimiz, ablalarımız, diziler, filmler kadınların romantik, erkeklerinse güçlü olduğunu bilinçaltımıza işlerler. Oysa romanda Lamia gerçek hayata dönükken Ahmet Cemil hayalleriyle yaşar. Erkekler güçlüdür algısına yazar tarafından bir karşı çıkmadır bu. Toz pembe hayallerini gerçekleştirmek için uğraşan Ahmet Cemil hayatın acımasızlığıyla vurgun yiyecektir. Hayal ettiği hiçbir şey gerçekleşmemiş, İstanbul’dan ayrılırken bile hayallere dalmıştır. İntihar hayallerine...Onu bu hayalden çıkaran da yine bir kadın olmuştur: annesi.”Cemil, niçin karanlıkta yalnız oturuyorsun?
Halit Ziya’nın da roman boyunca göstermek istediği buydu bence. Yoksa İstanbul’daki yayın hayatı bizi neden ilgilendirsin?