Puan vermedi·216 syf.····Okunma: 08 Ekim 2020 22:48 Simone de Beauvoir, filozof bir kadın yazar. Feminist yönlerinin ağır bastığı “İkinci Cins” eserinde kadını derinlemesine anlatmış. Deniz Soysal’da bu kitapta Beauvoir’den alıntılarla açıklamalarda bulunup kendi görüşlerini de sunuyor.
“Evlilik yazgısı, aşk ve cinsellik, yuva ideali ve ev işleri, yazgının gerçeğe yansımaları, anne:anneliğin özgürleşmesi” bölümlerinden oluşuyor.
Kitapta feminizmi derinden hissediyorsunuz.Daha çok toplumsal anlamda kadına bakış açısı anlatılıyor. Toplum açısından baktığımızda eleştirilecek o kadar çok durum var ki.Toplumda kadının yeri,erkeğin yeri hayatlarımızı şekillendiriyor.Eğer ki biz kendi hayatımızı,kendimiz şekillendirmeyi seçmişsek toplum baskısından bi nebze de olsa sıyrılmış oluyoruz.Tamamen sıyrılmak mevzusu,başlı başına felsefi tartışma konusu olur.
Eski çağlardan beri kadın hep 2.planda tutulmuş.19-20.yy.dan sonra kadın daha ön planda olmaya başlamış.Erkeğin yaptığında takdir aldığı birçok şey,kadının acımasızca eleştirilmesine sebep olmuş.Özellikle cinsellik sadece erkeğin yaşaması,konuşması,bilmesi,öğrenmesi gereken bir konuymuş gibi kadın bu konuda bilgisiz bırakılmış.Evlenmeyen kadına evde kaldı damgası vurulmuş.Eşinden ayrılan kadına dul,evlenmeden önce cinsellik yaşamış kadına neler neler denmiş.Sırf kadın diye yaptığı şeylerle damgalanmış.Aldatılmış,suçlu bulunmuş.Dövülmüş,hak etmiştir denmiş.Tecavüze uğramış,tahrik etmiş denmiş.Peki kim demiş bunları? Toplum..
İşte toplumu ele alarak eleştirilerini sunuyor kitapta.Bu konu hakkında sayfalarca yorum yazabilirim.Eskilerde kadın erkeğe en çok maddi anlamda muhtaçmış.Günümüzde kadının çalışması,maddi özgürlüğü onu güçlü kılmış.Tabi kadının çalışma hayatında olması,eve para getirmesi,ev ile toplumun belirlediği şekilde(!) ilgilenememesi,hem anne olup hem çalışmak zorunda olması yeni sorunlar doğurmuş.Oysa bu sorunlara bakış açımız bizi biz yapan şeylermiş.Geçinmeye gönlü olan geçinir,gönlü olmayana bahane çokmuş.Geçinmek için elinden geleni yaptıktan sonra bırakanın vicdan rahatlığı kimsede yokmuş.
Bir kadın olarak kendimi keşfetme yolculuğunda olduğum,toplum baskısından etkilenmeden yaşamayı öğrenme konusunda kendimi geliştirmeye ve her konuda bilgi sahibi olmaya çalıştığım için kitapta anlatılan kurban kadın’ın dışında tutuyorum kendimi.Toplumun belirlediği,istediği kadın değil,toplumun baskısına,etkisine ‘rağmen’ ben kendim olmayı deneyimlemeyi seçiyorum.Merak edenlere de kitabı tavsiye ediyorum.
(Dipnot:Aşırı feminist düşüncede olanları gaza getirebilecek bir kitap.Dikkatli okunması önerilir.Zira okundukça açığa çıkabilecek öfke ve kızgınlıktan mesul olmadığımı belirtirim.)
Bu kitaptan sonra nötrlenmek için Nevzat Tarhan’ın,Mutlu Evlilik Psikolojisi kitabını okumayı düşünüyorum. Sevgiler.