Hırsızlar Cumhuriyeti, Centilmen Piç serisinin üçüncü ve şimdilik yayınlanan son kitabı. İlk kitap her ne kadar seride en sevdiğim olsa da galiba bu kitap sonuyla en sevdiğim olabilir. İkinci kitabın sıkıcılığından sonra bu kitabı okumak çok güzeldi.
SPOİLER
Kitap, Locke’ın hastalığının ne kadar kötü olduğuyla başlıyor. Ölmek üzere ve hiç bir doktor onu iyileştiremiyor. İlk kitaptaki ( benim en sevdiğim karakterlerden biri olan) Şahinci’nin annesi Sabır, Centilmen Piçlere bir teklif sunuyor. (Her ne kadar bu depresyon halinden hoşlanmasam da Jean ve Locke’ın duygusal konuşması güzeldi.)
Bir kaç sahne ardından teklifi kabul ediyorlar ve Sabır elinden geldiği kadarıyla Lamora’yı iyileştiriyor.-bu olaylar Karthain’e yolculuk esnasında oluyor-
Ama yolda ilk kitaplardan beri ismini duyduğumuz Lamora’nın aşık olduğu Centilmen Piç Sabetha’nın rakipleri adına çalıştığını öğreniyoruz.
Açıkçası Sabetha beklediğim gibi değildi. Geçmişe döndüğümüz ara sahnelerde fazla trip atan, soğuk Locke’dan iyi olmaya çalışan biri gibiydi. Şimdiki hali daha iyi olsa da hala olgunlaştığı söylenemez.
Buradan sonra zaten Karthain de seçimler için olan rekabeti ve aralarla da geçmişte kitaba ismini veren oyun Hırsızlar Cumhuriyet’ini nasıl sergilediklerini okuyoruz.
Kitap gerek Sabır ve Lamora’nın geçmişiyle gerekte finaliyle beklentimin çok üstündeydi.
Sadece Locke’ın özgüvensiz aşık halleri, Sabetha’nın sürekli olay çıkarıp aralarını bozması keyfimi kaçırdı.
Locke Lamora, kurnaz zekasıyla herkesi alt eden fazla özgüvenli Camorr’un Belası adı verilen muhteşem bir hırsız. Ama bu kitapta onu böyle gördüğümüz sahneler çok azdı. Neyseki bu sahnelerdeki konuşmalar beni güldürdüğü için büyük bir hayal kırıklığına uğramadım.
Finali beni çok meraklandırsa ve heyecanlandırsa da Emberlain’in Belası 2021 de çıkacağı ve çevrilmesi uzun süreceği için üzgünüm.