·179 syf.····Okunma: 16 Ekim 2020 01:45 Ne yazsa okurum dediğim yazarlar arasına Bihter Dinçel de dahil oldu diyebilir miyiz? Kesinlikle evet! İlk okuduğum kitabında da beni çok etkileyen oyunları mevcuttu ve bu defa bir romanla karşımıza gelen yazar beni yine şaşırtmadı.
Kitapta bir kuzgunun gözünden olaylar aktarılıyor. Pardon pardon bu kitabı bir kuzgun yazdı, lütfen az önce söylediklerimi unutun. Birkaç önemsiz detay yüzünden adını yazar kısmına yazamamaları bir şeyi değiştirmiyordu. Bunu nasıl atlarım!!
İşte bu kuzgun bir hastane bahçesindeki bir ağaçta yaşayıp giderken, bir gün o ağacın altına gelen geçmiş hayatlarını unutmuş olan bir adam ve kadının sohbetlerine şahit oluyor ve aslında her şey bizim için tam da o an başlıyor. Geçmişlerini unutan karakterlerimiz 'Senler ve Benler' adını verdikleri bir oyun oynuyor. Bu oyunla birlikte her gün aynı saatte kendilerini farklı bir karaktermiş gibi davrandıkları kurgular oluşturarak geçmişlerini hatırlamaya çalışıyorlar. Öyle ah unutmuşuz işte diyip ağlayıp sızlanmak yerine bambaşka bir mücadele verme çalışmaları beni derinden etkiledi.
Karakterlerin bu oyunu sayesinde bir dünyadan başka bir dünyaya yolculuk ediyormuş gibi hissederek büyük bir keyif içinde okudum kitabı ve en sonunda da hafızanın o güzel oyunlarına şahit oldukça düşüncelere daldım gittim. Sahi nasıl hatırlıyorduk acı tatlı hatıraları, unutsak nasıl olurdu? Veya tam olarak unutmak mümkün müydü? Yoksa unutmak da bazen kaderin bize bir güzelliği olabilir miydi? gibi gibi birçok soruyla baş başa bıraktı eser beni. Özellikle sonu beni öyle etkiledi ki, şimdi anlatasım var ama tadı kaçmasın istiyorum. İyi ki ama iyi ki okumuşum dedirtti. O yüzden sizlere de gönülden tavsiye ediyorum! Mutlaka okuyun, sonuçta bir kuzgunun kitap yazdığını da her gün görmüyoruz ki canım.