Puan vermedi·560 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Ekim 2020 23:55 Böylesi kitapları okumak zordur, yazarın yalnızlığını , feryadını anlamak, anlamlandırmak zordur. Zordur onun bakışlarında somutlaştırdığı zamanı kendi formunda okumak. Yazarın kendi içtenliğinde açtığı gediklerden girmek, soyut düşünceyi somut hale getirmek zordur. Zordur derdin yokken dertliymiş gibi görünmek zordur.
Girift düşüncelerine girerken yazarın,anlam dolu hazinesinden boş girip dolu çıkmayı, dolu girip boş çıkmayı göze almalı insan. Bu bir noktada anlamlı olduğun bir anda anlamsızlığın en dibine düşmek gibidir. Bazen anlamak, idrak etmek için değil kendi can kafesinde dara düşmüş birinin feryadına çırpınışına tanıklık etmektir. Bulanıklaşmış, berraklarmış, tuzla buz olmuş, billurlaşmış bu düşünce yoğunluğundan bir cümle olsun almak için; kelimelerin, cümlelerin, paragrafların, sayfaların, hatta bölümlerin arasında kaybolmaktır . Defalarca elinden bırakıp yeniden almaktır yalnızlığın, anlaşılamazlığın harflere tercüme edilmiş halini.
Necip Fazıl' ın Zindandan Mehmet' e Mektup eserinde okuyucuya adeta yaşattığı zindanın bu dünyaya ait bir nesne olduğunu can kafesine bir neşter vurmayı tahayyül etmiş,nefesini dünyadan alıp maverada bırakan yazarın feryadından söze sığmayan cesaretinden anladım. Dahası okadar şey anlayıp hiçbirşey yapamadım malum "kıştır ve bahar ölmüştür."
İncelemesinin dahi derin bir sükût gerektirdiği bir eser.