·508 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Ekim 2020 23:15 Fransız ihtilali sürecine ilgi duyanların mutlaka okuması gereken müthiş bir klasik. Dickens ile tanışma kitabımın bu kadar büyüleyici olacağını tahmin etmemiştim doğrusu. Bu nasıl bir tarihsel kurgu, nasıl gerçekçi bir anlatım hayran oldum. Fransız devrimine giden süreci ve dumanı üstünde tüten devrimin kıyımlarını büyük bir ilgi ile okudum. Londra ve Paris arasında yaşanan aşk, umut, bekleyiş, kurtuluş ve Giyotin bıçağının açlığını doyurmaya çalışan acımasız bir kargaşa dönemine heyecanla şahit oldum. İhtilalin pekte bilinmeyen, göz ardı edilen diğer yüzünü şaşkınlıkla okudum.
Aristokrat ve seçkin insanların topluma karşı sergiledikleri haksızlıkların, duyarsızlıkların sınır tanımadığı; halkın yaşadığı açlık ve sefaletin artık katlanılmaz hale dönüştüğü bir dönemde tutuşturulan ihtilal ateşi... Topluma karşı hiç bir sorumluluğunu yerine getirmeyen, onlara karşı yabancılaşan bu duyarsız takımın halk nezdinde temsil edildiği yegane nefret sembolü olarak Batille Hapishanesi baskını ve dünya tarihini değiştiren büyük devrim...
Giyotin bıçağının hüküm sürdüğü kan kokulu Paris sokaklarında sadece eski rejimin günahkar soyluları, feodal beyleri değil; maalesef suçsuz insanlarında boynu vuruluyor. Gücü eline geçiren intikamcı bir klik, eski rejimin mağduru iken şimdi zalim olmuş ölüm dağıtmaya başlıyor.
Romanın sonunda okurları oldukça hüzünlü sahneler ve tüm bedeninizi titretecek derecede büyük bir fedakarlık bekliyor. Gerçekten çok sarsıcıydı. Defalarca okunması gereken ibretlik bir eser.
Alıntılar:
"Ben Alexandre Manette, kederli mahkum, 1767 senesinin son gecesinde, tarifsiz acılar içinde, onları ve sülalelerinden herkesi, tüm bunların hesabının sorulacağı güne havale ediyorum. Ahım iki cihanda peşlerini bırakmasın."