Puan vermedi·262 syf.····Okunma: 06 Kasım 2020 17:07 Oliver Sack'ın en bilinen eseri olan "Karısını Şapka Sanan Adam", uzun zamandır karşıma çıkan ama bir türlü fırsat bulamadığım, itiraf etmek gerekirse bir girişimde de bulunmadığım kitaptı. Nöroloji ders kurullarında hocalarımızın da adını anmış olması okuma hevesimi perçinledi, nörolojiye olan ek ilgim de üstüne eklenince daha fazla uzatmanın bir manası olmadığını anlayıp başladım. Açıkçası bu kadar beklemiyordum.
Dört bölüme ayırdığı kitabın her bölümünde o bölümün başlığını kapsayan vaka hikâyeleri sunuyor yazar bize. Burda tıbbi literatüre hakim olmak vakaların lezzetini arttırmış olsa da, tamamen uzak biri bile belki ara ara ufak bir araştırma gereği duysa da keyifle okur. Yazarın anlatımında hoşuma giden özellik, vakalara sadece bir doktor olarak değil bir filozof olarak yaklaşıyor oluşu. Nöroloji çok gelişmeye açık ve belki de hiçbir zaman tamamiyle çözülemeyecek oluşundan ötürü soruların belki de en değerli olduğu tıp alanı. Üstelik psikiyatri ile olan çok yakın ilişkisi onu sadece klasik bir şikayet hikayesi, testler, basit fizik muayene, görüntüleme yöntemleri ile kavranamayacak bir alan yapıyor. Tabi kitapta yer alan vakalar nörolojinin nadir diyemeyeceyimiz ama acilden sürekli kons alan hastalıkları değil, takip gerektiren hastalıkları. Söz gelimi bir otizm, bir alzheimer hiç de nadir rastlanılan hastalıklar değildir. Ancak okuyucunun ilk kez duyacağı ve son derece ilgi çekeceği, biraz da anlamak için beynini yakması gereken hastalıklar çoğunlukta.
Son olarak kitaptaki mistik yaklaşımın etkisinden de bahsetmek istiyorum. Yazar nörolojinin anlaşılmaz, veya henüz idrak edemediğimiz yönlerinde ruh'a odaklanmakta. Belki ruh dediği şey daha bilinçaltindaki dingin kısım burda, daha küçük işlemlerin bazalde, biz farkında olmadan yürüdüğü merkezler. Sözgelimi ağır demansi olan bir hastanın hayatla bir bağı kalmamış olmasına rağmen kilisede bulduğu huzur tam olarak buraya hitap ediyor, orda konfuze olmuyor, içten bir şekilde duasını ediyor. Bunu belki otomatizma olarak da görebiliriz, ancak kişi burda yaptığı ritüel ile rahatlıyor bu bir gerçek. Ve bunu ölçemiyoruz. Bu hastada kişiselleştirilmiş bir tedavi işlevi görüyor. İlerde bunu tetikleyen mekanizmayı çözebilirsek belki bütün hastaların hayattaki rollerini bulabilmeleri adına tedavilerini kişiselleştirebiliriz.
Keyifli okumalar. :)