·404 syf.····Okunma: 08 Kasım 2020 13:24 Geleneksel bir olay örgüsüne sahip olmayan romanda, yazar bize olay ve kişilerden çok kendi duygularını aktarıyor. Bellek ve deneyim romanın ana temasını oluşturuyor. Tabi bunun yanında Paris sosyetesinin statü düşkünü, yapmacık ve dar görüşlü sınıfını da ince bir dille eleştiriyor.
Anlatıcımız yazarın kendisi ve otobiyografik bir eser. 3 bölümden oluşuyor ve ilk bölümde yazar bizi çocukluğuna götürüyor. Annesiyle olan ilişkisini ve his dünyasını okuyoruz. Annesine ne kadar düşkün olduğunu ve bir iyi geceler öpücüğünün onun dünyasında ne kadar derin bir anlamı olduğunu sayfalarca anlatıyor yazar.
İkinci bölümde Swann karakterini ve onun aşk hayatını okuyoruz. İlk bölümden daha akıcı olduğunu söyleyebilirim ya da Proust'un diline ve anlatımına alıştığım için de olabilir:)
Üçüncü bölümde de Proust'un ilk gençlik dönemini ve aşk kıvılcımlarını okuyoruz. Swann'ın onun hayatında ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu ve duygularını paylaşıyor bizimle.
Bugüne kadar okuduğum okuması en keyifli kitaptı. Başlarda uzun ve edebi cümlelere alıştıktan sonra kitabın tadına varıyorsunuz. Uzun bir okuma deneyimi oldu ama asla sıkıcı değildi. Serinin diğer kitaplarının daha güzel olduğunu bilmek de ayrı bir keyif. Tam bir Proust hayranı olduğumu ve ilgili tüm kitapları toplayacağımı söyleyebilirim.
Doğru zaman olduğunu düşünüyorsanız ve hazırsanız daha fazla bekletmeyin ve başlayın hemen derim:)
Keyifli okumalar...