8/10
·253 syf.··
2020 74. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2020 23:16
Kitapta kadının coğrafyası, kültürü, eğitimi, statüsü ne olursa olsun aynı yaklaşım ve eğitimi aldığını aynı korkular içinde olduğunu. Kadının hep bir kurtarıcı aradığını buna aslında mecbur bırakıldığından dem vuruluyor..bir kaç alıntı vermek bunu daha net ortaya koyacak.. “İlerleme fırsatı varken neden geri çekilme eğilimi gösteriyoruz? Çünkü kadınlar, korkuyu göğüsleyip aşmaya alışık değildir. Bizi korkutan şeylerden kaçınmaya , küçük yaşlardan itibaren , sadece kendimizi rahat ve emniyette hissetmemizi sağlayacak şeyler yapmaya özendirildik. Aslında özgürlük için değil, bunun tam tersi olan bağımlılık için eğitildik.” (Dowlıng, s. 9) “Erkeklere bu öz- yeterliliği bahşeden doğa değildir; eğitimdir.” (Dowlıng, s. 10) “Aslında, çağdaş dünyada yaşamak için gerekenler açısından, erkek gerçekten de bizden daha güçlü, daha zeki veya güçlü değil. Ama daha tecrübeli.” (Dowlıng, s. 22) “Erkeğe bağımlı olacak ve erkeksiz kendimizi çıplak ve korkmuş hissedecek şekilde yetiştirildik. Bize, kadınların tek başına ayakta duramayacağı, çok hassas, çok kırılgan, korunması gereken cins olduğu öğretildi.” (Dowlıng, s. 26) Kitaptan yaptığım alıntılardan da anladığımız gibi genel olarak kitapta erkekteki gücün doğası gereği oluşmadığını eğitimle var olduğunu aynı şekilde kadınında çocuklarta verilen eğitimle bu bağımlılığı benimsediğini ve ne kadar kadınların özgürlük hakkından bahsedilse bahsedilsin her kadının içindeki özgürlük korkusunun ortadan kalkmasının zor olduğunu belirtiyor. “Kız çocuklarına, kendini orataya koyucu ve bağımsız olmaları değil, gerçekten de geri de kalmaları ve bağımlı olmaları öğretilir. Şimdi sinyalin verilmiş olması ve bağımsız olmalarına izin verilmesi, kadınları içsel bir kargaşaya sürüklemiştir.” (Dowlıng, s. 43) Ailelerin aşırı koruyucu olması kadının bağımsız birer insan olma yetisini engeller. Kızlar ve erkekler farklı yetiştirilir. Bu yetiştirilme kadında bağımlılığı, birileri tarafından korunma isteği oluşturur. Kız çocukları, kadınlar bu yüzden kendi yetenek ve sınırlarına güvenemez bu güvensizlik onları hep sınırlarının altında yaşamayı bir koruyucun kanatları altında yaşamayı daha güvenli kılar.Kitapta genel olarak geçen araştırmalara göre genel kanı kadının özgürlük korkusundan bağımlılığa sarılması.. Kadının eğitimli-eğitimsiz, çalışan-çalışmayan olmasının farkı olmaksızın yapılan araştırmaların büyük kısmında kadının, başarısızlık karşısında daha bağımlı kaldığı, kendi yeteneklerinin hep daha altında hareket ettiğini, daha güçlü olmaktansa,daha bağımlı, uysal olmak daha az riskli geliyor. Dışarıdaki sorunlarla uğraşmaktansa eve, çocuklara bakmak, yemek yapmak daha kolayına ve daha zararsız, güvende hissettiriyor. Ve bu tercihi yapanların meslek ya da eğitimin bir etkis olmadığını yüksek öğrenim görmüş çok iyi yerlerde prestij sahip olması bu bağımlılığa engel olmuyor aksine bu kişilerin kendini evine çocuklarına adamasıyla geriye düştüğünden bahsediliyor. Ve olası bir terk edilişte kadınlar kendine dönüp içinde olduğu durumun sorumlusunun farkına varıp yeniden başlayabiliyor ve kendine yeniden bir başlangıç oluşturduktan sonra tekrar hayatına birini aldığında başa sardığından çokça bahsediliyor kitapta. “Ego psikologları Rubin ve Gertrude Blanck’a göre, İyi Kadın için evlilik, bir “geçindirme ve desteklenme yolu…bir yuva kurmak yerine bir yuva kazanma yolu… çatışmayla başa çıkmak yerine bundan kurtulma fırsatı” olur.”(Dowlıng, s. 177)
Sindrella KompleksiColette Dowling · Afrika Yayınları · 2020971 okunma
·
20 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.