Uzun zamandan beri yorum yapmak istediğim bu kitabın oldukça akıcı bir anlatımı var. Kitaplara özgü bir olayin uzerinde durulur ancak bu kitapta yan olaylara da ağırlık verilerek öykü üstüne öykü gibi durmasını sağlamış sanki yazarımız. Felsefeyi ele alış biçimi de ayrı bir tat veriyor kitaba. Sıkıcı cinsten olmayan nutukları var. Tatli tatli isletiyor okuyanin beynine. 12 yaşındaki Hans Thomas'in agzindan anlatilan bu kitapta kendilerini terkedip Yunanistan'a giden annesinin pesine babasiyla beraber duserler. Bu serüvende cuceden aldığı bir büyüteç ve firindan aldigi ekmeğin içinden cikan el yazmasi kitap Thomas'in hayatina fantastik bir hikaye katıyor. Cok basit bir dilde yazilan bu kitap cok hizli bir sekilde bitirtiyor kendini.