zayıf, çelimsiz ve sonbaharın hezimetine uğramış kuru bir dalın, hararetli, sert bir rüzgarla savrulduğu gecelerden birindeyim; dal rolünü üstlenmişim.
o anın içinde kaybolmaya yeminli tavrimi takınmayı ihmal etmeyerek kimi yerde bir serenatın başrollerinden biri oluyor; bazen maşuk, bazen aşık, bazen yeryüzündeki herhangi bir melodi ve bazen minik bir yağmur damlası yerine geberiyorum.
kurduğum pasparlak ve karmakarışık dünyaların her birinde, zaman mefhumu olmayan uzayın derinliklerindeki her bir köşesinde kıyametler kopmaktayken ben kollarımı iki yanıma açmış, içimden attığım kahkahalarımla dönüyorum.