Puan vermedi·336 syf.····Okunma: 25 Kasım 2020 13:46 Kitabı okuyalı birkaç gün oldu. Her ne kadar kitabı okurken yırtmamak için kendimi zor tutsam da şimdi sakin sakin kitabı yorumlayacağım.
Kitabımızın konusundan bahsedelim biraz: Poppy adında bir kızımız var. Babaannesi ona bir kavanoz veriyor, bu kavanozun içinde bin tane kalp şeklinde kağıt var. Torununa, kendisi için özel olan öpücükleri bu kâğıtlara yazmasını istiyor. Bu torunu için yeni bir "serüven". Bir de erkek karakterimiz var. Adı Rune. Kendisi aslen Norveçli fakat Amerika'da yaşıyor. Aynı zamanda Poppy'nin komşusu. Poppy, kavanozundaki tüm öpücükleri Rune'la dolduruyor. Biz bir nevi sürekli boş kalplerin azalmasını okuyoruz. Sürekli.
Arada bir yapılan romantiklik güzel olur. Ama bunu sürekli yapınca iş cıvıklığa kadar gider. Sürekli jestler, anlamlı anlamlı konuşmalar... Çok sıkıldım okurken. Herkes sonunun çok güzel olduğundan bahsedince bitirmeye zorladım kendimi. Beğenmedim de zaten.
Gelelim olayların gelişimine. Poppy'ye çok sinirlendim. İki yıl boyunca bir acıya katlanıyor, Rune onu biraz sıkıştırınca hemen itiraf ediyor. Bari o iki yılın hatrına azıcık daha sabretseydin. Rune'un o bAd bOy tavırlarına, ikisinin birbirlerine oksijen muamelesi uygulamalarına asla katlanamadım.
Sevmedim arkadaşlar. Yazar 15 yaşındaki karakterlere seks yaptırıyor ve sürekli onların üzerinden bizi karakterlerin küçük olmadığına, bunu yapabileceklerine ikna etmeye çalışıyor. Yazarların kendi düşüncelerini kabul ettirmeye çalışmasını sevmiyorum.
Bana kalırsa eserin dili çok kötüydü. Çeviri ise ayrı bir kötüydü arkadaşlar. Hani bazen kitabın orjinal diline dair pek bir bilgiye sahip olmasanız da kötü çevirildiğini anlarsınız ya, bunda onun yanı sıra Türkçe'nin kurallarına da uyulmamıştı resmen. Olumlu bir şeyden bahsederken "sayesinde" yerine "yüzünden" kullanmak... Bilemiyorum bu kadarı çok fazla.
Her neyse, tavsiye etmiyorum.