·336 syf.····Okunma: 30 Kasım 2020 14:28 "Bak şu semaya, ne görüyorsun, mailiklerden mürekkep bir derya... Gözlerinle onun içine girmeye çalış; o mailikleri yırtmak için uğraş, be görüyorsun? Mai... Daima mai... Değil mi? Sonra, bak ayağımızın altındaki toprağa, ne buluyorsun? Donmuş, simsiyah bir renk... Of!.. O siyah tabakaları parçalayarak içeriye bak; in, in, in, ne kadar inebilmek mümkümse o kadar in; ne buluyorsun? O siyahlıklar içinde ne buluyorsun? Siyah... Daima siyah değil mi? İşte öyle bir şey yazmak istiyorum ki yukarıya bakılsa mai ve daima mai; aşağı bakılsa siyah daima siyah... her şey ki mai ve siyah olsun. Hasta mıyım, bilemiyorum; fakat ah! o ne yazmak istediğimi bilsem; onu şöyle karşımda resmi çıkarılmış, betimlenmiş görmek mümkün olsa; işte o vakit, zannediyorum ki artık ölebilirim; hayattan nasibini tamamıyla almış bir adam hükmünde gözlerimi kapatabilirim..."
Özgür yayınevi'nin basımı olan kitabı aldım parantez içerisinde kelimelerin anlamlarını vermesi beni oldukça mutlu etti ve okumamı kolaylaştırdı. Kelimelerle kitapta ilerledikçe daha fazla anlaşıyorsunuz ben hatta kelimeleri gündelik hayatımda kullanmaya başladığımı farkettim.
Kitabın içeriği olarak;
Halid Ziyanın okuduğum ilk kitaplarından. Kitap başlangıçta insanı hayli yorsa da ilerledikçe insanı içine çekip zevk veriyor. Kitap konu bakımından şöhretin,tanınmanın ve ünlenmenin hayaliyle yanıp tutuşan bir gencin hikayesi. Bu uğurda feda ettikleri her ne kadar başta göze çarpmasa da kitabın sonunda insanın içine dert oluyor. Hayatımızın elimizden kayıp giderken tutmamız gereken yeri ve kavramamız gereken noktayı çok güzel bir şekilde bizlere vermiş. Kitabın bütününe hakim olmasa da verilen aşk kısmı beni kısa kalem tutulmasına rağmen betimlemeleri ve kısa cümleleriyle etkilemiş bulundu. Başta korkutan ama sonuna geldiğinizde keşke daha erken okusaydım dedirten bir kitap. Ben oldukça beğendim sizlere de şimdiden iyi okumalar