·639 syf.····Okunma: 05 Aralık 2020 11:37 Neden kendimi bir inceleme yazmak zorunda hissediyorum bilmiyorum ama en çok beğenilen incelemeyi okuyunca bu platformda bile okuduğunu anlayamayan, çözümleyemeyen insanlarin olduğunu görmek beni bu haykırışa itmiş olabilir.
Yaklaşık iki yüzyıl önce yazılmış bu şaheseri kopyala yapıştır incelemeleri görünce milletimizin ilkokul yıllarından kalma ezberci zihniyeti hem kitabi okurken hem de incelemesini yazarken kılavuzumuz olması beni gerçekten derinden üzdü.
Utanmadan bir delinin kuyuya attığı taşı yeni bir tespit yapmış gibi incelemelerine yazan ezbercu arkadaşlar;
Anna Karerina da iki Tolstoy yoktur. Az ya da çok herhangi bi yazarlıķ yada sanat eğitimi almış herkes bilir ki eserin etkileyici ve kalıcı olmasi için bir derdi olması gerekir. Sizin ezberci beyinleriniz de ayırmaya çalıştığınız gibi Tolstoyun sanatçi tarafı ve vaiz tarafı değildir o. Üstadın sanatçı kişiliği inançları fikirleri hepsi üstün zekasının ürünüdür. Üstad tüm hayatını bizim idrak etmekte zorlanacağımiz hedefler dogrultusun da yaşamıştır. Hatta son nefesine kadar içinden çıkamadığı spirituel duygular içinde kendini bedbah bir hale getirmiştir. Klasik dediğimiz her eserin klasik olmasinin sebebi de evrensel konular içermesidir. Tolstoy bize fikirlerini yada iletmek istediği mesajları doğrudan veremezdi. 200 yıl sonra bile fikirlerini iletmek için beşeri hayatları hikayeleştirmiştir ki okuyalım gelişimimizi sürdürelim . Sen kardesim devam et yasak aski okuduğunu sanmaya. Anca ondan anlarsin zaten. Birde esas adamin yengesine asilan dizilerden. Yaziklar olsun bize. En çok beğenilen inceleme bizim milletimizin seviyesini apaçık göstermekte. Sindiremiyorum.
Esere dönecek olursak; okurken "Bu eseri yüzeysel olmaktan alıkoyan ne ?"' sorusunun gölgesinde okumanızi tavsiye ederim. Tolstoyun bir derdi vardı arkadaşlar. Onun tüm eserlerini birer başyapıt yapan anlattığı her hikayede, olayda, satırda bir dahinin ve derdinin olmasıydı. Anna Karerina baştan sona 19. yy rus sosyetesinin yaşamını aşklarını ilişkilerini anlatan bir pembe dizi tadında olsa da satır aralarinda bir çok evrensel konuyu içermektedir. Tam bir zeka ürünü olan bu şaheser baştan sona bir arayış içerisindedir.
Tolstoy bu arayışın ne salt akli yoldan ne de salt spirituel yoldan sonuçlandırılamayacağını vurgulamıştır.
Bence de insan her şeye inanabilir yada inanmayabilir. Fakat Tolstoy hayat denilen bu yolculukta kararlarimizi alırken geleneklerimizi ve çevremizi taklit etmekten ziyade manevi hissiyatımizi ve pozitif ilimleri birlikte kullanmamız gerektiğini öğütler.
Son olarak söyleyebileceğim Tolstoy okumak bir lütuf. Okuyun okutun efendim. Saygılarımla