·48 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Aralık 2020 12:33 Güzel ancak sayfa sayısı az kitapların hissettirdiği şey hep aynı: Keşke daha okuyacak yüzlerce sayfa olsaydı!
O kadar güzel bir kitaptı ki, bitirmemek için yavaş yavaş okudum bütün cümleleri.
Daha ilk sayfasından itibaren eski İstanbul'un içine çekiyor insanı Ömer'in Çocukluğu... Taş döşenmiş sokakları, çeşme başlarını anlatıyor. Birçok insanla tanışıyor, İstanbul'un eski sokaklarında geziyoruz. Hiç görmediği sokakların, insanların özlemini çekiyor okur bu kitabın sayfaları arasında dolaşırken. İster istemez Ömer'in arkadaşı, sırdaşı oluyoruz biz de. Küçük bir çocuğun arkadaşı olmak ne keyifli geliyor insana bu kitabı okurken!
40 sayfa olsa da Ömer'in anılarını okurken biraz sağdan sola atlayıp duruyormuş gibi hissettiğimi de itiraf ediyorum. Yine de asla olaylar arasında kaybolmadım, çok büyük bir kopukluk hissetmedim. Kitabı okumanın ne kadar keyifli olduğunu da düşününce bunun için bu güzel kitabı eleştirmeye kıyamadım da diyebilirim.
Ömer'in Çocukluğu hem sayfa sayısı nedeniyle birkaç saatte okunabilecek, hem de sanıyorum ki okurunun aklında özel bir yer edinebilecek bir kitap. Ben kitabı hem çok samimi, hem de çok akıcı buldum.
Okuyan ve okumayı düşünen herkese keyifli okumalar dilerim :)