144 syf.
·8/10 puan
“Hayat” dediğimiz yalnızca lazım olan bir kurmacadır. Fantezinin muazzam katkısı olmasaydı gerçeklik sona ererdi.(s.24)

Hayat ve Anlam. Buraya odaklanıyor Eagleton. Bunu öyle basit fikirlere indirgeyip ‘pozitif olun’ tarzı saçmalıklarla yapmıyor.

Aristoteles, Schopenhauer, Nietzsche, Wittgenstein gibi filozoflar ve Shakespeare, Conrad, Joyce, Kafka, Beckett gibi edebiyatçılar aracılığıyla açıklama gayretine giriyor.

Çeşitli soru ve sorunlarla açıyor ilk bölümü.

Devamında ‘anlam’ kelimesine odaklanıp alıntı ve fikirlerle burayı sorguluyor.

Tutulma diyeceği bölümde ise ‘modernizm ve postmodernizm’ başlıklarını kendine yardımcı kılıyor.

“Genel olarak insanlık tarihi bir uygarlık ve aydınlanma masalından çok bir kıtlık, ıstırap ve sömürü hikayesi olageldi.”(s.78)

İnsanlık tarihine parmak basıp mutluluk nedir aslında diyerek insanlığın ‘ortak anlam bulamama’ sorununa değinecek mesela.

Terry Eagleton. Britanyalı büyük eleştirmen ve düşünür. Hayatın Anlamı başlığı onun kaleminde çok da kolay anlaşılır bir şekilde vücut bulmuyor.

Biraz felsefe, biraz sosyoloji ve biraz edebiyat. Tabiki çokça insan. Buyurun.