Gönderi

10/10
·158 syf.··
2020 39. kitabı
Spoiler içermektedir. İştahımı tamamen kapatan kitap... Okurken öyle bir depresyona sürüklüyor ki sizi dünyadan silinip gitmek istiyorsunuz. İdealist bir adamın aşkı, 1 kuruş yardıma bile gösterdiği gururlu tavır, yazar olabilmek uğruna açlıktan kıvranıp tükürüğünü tekrar tekrar yutarak karnını doyurmaya çalışması ve aynı zamanda şehrin sokaklarında sürüklenirken son raddeye gelip delirmesi size bu dünya kaynaklarını insanların nasıl da sonsuzlarmış gibi sömürebildiğini tekrar tekrar düşündürüyor. Knut Hamsun, bu kitabında aç gözlülüğün bir kişideki en tehlikeli özellik olabileceğini açlıktan kıvranan bir adamı deliliğe sürükleyerek zekice ifade etmiştir. Karakterin kitabın sonunda her şeyden vazgeçip kendini normal bir hayat yaşamaya atması artık kötülüğün, tehlikenin, deliliğin; kısacası tüketimin bitmesine, dünya için güneşin doğduğuna işarettir diye düşünüyorum. Kitabı okuduktan sonra yazarın nazi sempatizanı olduğunu duydum bu nedenle başka bir kitabını okumak içimden gelmedi... Bu kadar güzel bir kitap yazıp içerisinde dünya ile ilgili harika metaforlar, çıkarımlar bulundurabilen birinin niçin nazileri desteklediğine anlam veremedim... Konu hakkında bilgisi olan varsa bilmek isterim.
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,6bin okunma
·
19 Gösterim
1 Yorum
Adam nazi sempatizanı. Çünkü vatanının Kurtuluş yolu oydu. Aksi takdirde Alman devleti Avrupa'nın kölesi haline gelmişti. Tek çıkış ırkçılık ve büyük Alman İmparatorluğu gölgesi altında dünyaya hüküm sürmekti. Alman birisinin içerisinde her zaman ırkçılık vardır. Bu onların kanı. Yaşam kaynağı. Bu kişinin kimliği önemli değil. Alman olması yeterli. Holocaust zamanı geldiğinde hiç bir Alman sesini çıkarmadı. Çünkü hepsi aynı ideolojik yapıya sahip. Faşizm...
Önceki 1 yanıtı göster
Dedim ya. Kimliğinin önemi yok. Almanlar her zaman kendini düşünür.
4 yanıtı göster
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.