Fransız Devrimi, tarih kitabında birkaç paragrafta gördüğüm kadarıydı benim için. Ama bu kitabı okumak sanki Fransız Devriminin yüksek bütçeli tiyatrosunu izlemek gibiydi. Kitap o kadar etkileyici bir anlatıma ve olay örgüsüne sahip ki okurken bir ara koltuktan kalkıp “ yok artık” diyerek kitabı bıraktığımı ve olanları sindirmek için kendime zaman verdiğimi hatırlıyorum. Fransız devrimi çerçevesinde ele alınan olaylar örgüsünde insanlar arasındaki sınıflaşmanın doğurduğu zulüm ve çatışmalara şahit olacaksınız. En kötüsü de adalet duygusunu yitirmiş bir toplumda hiç kimsenin – hangi toplumsal sınıfa ait olursan ol- aldığı nefesi verebileceği bir ana bile sahip olmadığını göreceksiniz. İnsanın kötülük çıtasını ne kadar yükseltebileceğine şahit olacaksınız. Gelelim kitaba adını veren şehirlere. Bunlardan biri tahmin edebileceğiniz gibi Paris diğeri ise Londra. Yeri geldiğinde bu iki şehirden biri ölüm diğeri ise özgürlük anlamına gelecek.