10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2020 121. kitabı
Meltem Güner' in diğer kitaplarından çok daha farklı bir tarzda kaleme aldığı ve benim hepsinden daha çok sevdiğim kitabı. Güner' in ismini "Derin" verdiği kitabını edinirken aslında insanın içindeki derinlik, anlam derinliği gibi şeylerden bahsediyor sandım. Arka kapak yazısını okumadım. Yazarın her kitabı olmalı mutlaka benim kitaplığımda mantığı ile eklemiştim sepete. Okurken Derin' in bir kadının ismi olduğunu ve onun hayatındaki tesadüfler silsilesinden bahsettiğini anlayınca çok şaşırdım. Kitapta beni şaşırtacak bir sürü şey vardı. Bir sürü olay, tarih, ismi bile başlı başına benim şaşırmamı sağlayacak bir şeydi aslında. Kitabın tarzı o kadar hoşuma gitti ki anlatamam. Yazar mesajlarını hikayeleştirerek vermiş okuyucuya. Sen şunu, sen bunu yap demek yerine bakın ben size bir hikaye sunuyorum siz kendi payınıza düşeni alın demiş. İyi ki demiş ve iyi ki bu kitabı yorumlamayı bizim kendi alacağımız mesajlara bırakmış. Hayatta çoğu şeye inancı kalmamış bir kadın Derin. İncinmiş, örselenmiş, yanlış tercihler yapmış, yanlış adama aşık olmuş yaralı bir kadın. Aşkta yanlış olmaz demeyin, aşk en biricik duygu, kişidir yanlış olan duygu değildir demeyin. Bazen o duygu bile yanlış oluyor. Ziyan oluyor, harcanıyor, heba oluyor, heba oluyorsunuz.. Duygusunu şöyle anlatıyor Derin " gözyaşlarım tenimi acıtana kadar ağladım. Uyku beni kucağına alana kadar bağıra bağıra ağladım. Beni tek başıma bırakan ve bu dünyada eziyet içinde karanlıklara terk eden her şeye isyan ede ede ağladım. " Yol arkadaşları bazen canını acıtan insanlar olsa bile o payına düşen mesajları doğru okudu.. Kendi payıma düşen mesajları düşündüm ben de. Geçen gün iş çıkışı bir kaza geçiriyordum. İçinden belki de tek parça çıkamayacağım bir kaza. Kendime gelemedim bir süre. Neyse ki bir şey olmadı. Ertesi gün elime Derin'i aldım yazar şöyle diyor " bir kaza mı geçirecektin o araba senin hayatta ne kadar hızlı gittiğini, nasıl tükettiğini anlatıyor." Yok ya dedim zaten hala şoktayım lütfen şu okuduğum satır bir hayal ürünü olsun. Kitaba sinirlendim kapattım. Sonra düşündüm de ne kadar doğru. Benim bu hayatta ki hızım sevgimi hızlıca tüketiyor oluşumdu. Kalbimin en derininde yatan tüm kırılmışlıklarımı bir kenara bırakıp bir kalbe akıyor oluşumdu benim hızım. Ben tükeniyordum, tüketilmeye izin veriyordum. Ve bunu o kadar hoyratça yapıyordu ki. O kadar umursamaz, o kadar acımasız. Çünkü ben o yolu açmıştım, çünkü ben sırtlanmaya, sevmeye, kıyamamaya odaklanmışım. Okudum, okudum. Sonra ağladım biraz. Hayattan hiç 5 yıl sonra olmayacak biri ya da bir his için bir şey dilemedim. Hangi acının, hangi sevginin ne kadar içimde yer edeceğini biliyorum çünkü. Geçmişte olan şeylerde de bunu yaptım. Beni üzen o şey şu an üzüyor iki gün üzül bırak dedim. Bırak ki kangren olma. Şimdi bunu diyemiyorum. Şimdi ise hayattan kalbim taş olsun lütfen diye bir dilek diledim. Geçmeyecek çünkü. Sonra pişman oldum ama kalbimden geçti bir kere.. Kalbimden, aklımdan tek kötü bir şey geçirmemek adına o kadar fazla günümü dolduruyorum ki.. Ah keşke şu pandemi bir an önce bitse. Kendimi Ilgaz' ın o güzel, yüksek yüksek ağaçlı, mis kokulu havasına bıraksam. Daha fazla yazmak istemiyorum. Böyle kalsın yarım.. Tamamlanmamış. Ne gücüm var ne hevesim zaten. Hepsi tükenmiş. Kendime yaptığıma bakın.. Mutlaka okuyun Mutlaka payınıza düşen mesajı heybenize koyun..
DerinMeltem Reyhan · İndigo Kitap · 2019450 okunma
·
264 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.