Ama hadi başka bir şeyden konuşalım. Mesela mutluluktan. Nedir mutluluk? Saat beri vurduğu sora da ayaklarını halinin üstüne sarkıtmış yatakta oturuyor ve keşişe hitap ederek konuşuyordu: - Çok eskiden mutlu bir insan en nihayetinde kendi mutluluğundan kokmuş ve tanrıların kendisine merhamet etmesi için onlara en sevdiği yüzüğünü adamak istemiş. Biliyor musun ? Mutluluk beni Polykrates gibi bir parça endişelendiriyor artık. Sabahtan geceye kadar sadece seviç duyuyor olmam, bu sevincin benliğimi tümüyle esir alması ve tüm diğer hislerj bastırması bana tuhaf geliyor. Üzüntü, keder ya da sıkıntı nedir bilmiyorum artık. Işte uyumadım yine, uykusuzluktan muzdaribim, ama sıkılmıyorum. Cidden söylüyorum: Tereddüt etmeye başladım. - Ama neden? Diye şaşırdı keşiş. Sevinç doğa-üstü bir his mi ? Insanın normal hali bu olamaz mı yani ? İnsanın akli ve ahlakı gelişimi ne kadar yüksek ne kadar özgürse , hayat ona o kadar keyif verir. Sokrates, Diognes ve Marcus Aurelius keder değil, sevinç duyarlardı. Havari de demişti ki : "Her zaman sevinin". Sevin ve mutlu ol.
Sayfa 30·Kitabı okudu
·
13 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
1 saat önce bitirdim tadı damağımda... Nefis bir öykü
Zümrüdü Anka
Gönderi Sahibi
Kesinlikle