Her kadın bir kahraman, her kadın bir tanrıça
9/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2020 22:35
Yazarımız, biz değerli okuyucularına öyle bir KUMPAS kurmuş ki 18.bölümde Elisa’nın ağzından çıkan o adı okuduğum dakika dondum kitaba baktım. Hep bildiğiniz ama şimdi ancak tanıştığınız o karanlık kahramanınız işte benim, hep bendim, nasıl anlamadınız, der gibiydi. Sonuç, Saara Elisa’yı evlatlık almasaydı asla o kitabı yazamayacaktı, cinayet ve gerçekler asla ortaya çıkamayacaktı ve katiller asla bulunamayacaktı. Elisa gelecekte etki edeceği döngüye ve tabii KEHANETE dahil olamayacaktı. Daha üzerine düşünülmesi gereken çok fazla şey var. Her şey karanlık Elisa sayesinde aydınlığa kavuştu. Yazarın hep bu ironileri kullanmasını akıllıca buluyorum, zıtlıkların uyumunu gözümüze sokuyor, kadın sevgililerin boyunun uyumsuzluğundaki gibi. Bu yeni roman kesinlikle çok değişik olmuş… Roman bağıra bağıra, kadınların kendi ayakları üzerinde tek başlarına da güçlü olabileceğini anlatıyor. Kadınların eril düzende birer savaşçı olduklarını iyi ifade ediyor. Bu roman da, distopik ve polisiye olduğu kadar önceki gibi bilimkurgu, fantastik, siberpunk olan bir romandı, o konuda şaşırmadım fakat sakin ve oldukça gizemli başlayan, sonrasında hızlanan bir romandı, sanki geçmişteki sırlar döküldükçe aniden koşmaya başladı. Cinayet ve psikolojik detaylar iyi işlemiş. Kurgu yerli yerinde… Tarihlerde, karakterlerde açık yok... Saara Ava karakterinin özlü sözlerinin sürekli olarak kızı Elisa’nın aklından geçip durmasını şık buldum. Hayvanların olduğu hikayeler kalbimi kırıyor, bu sefer Kara Kurt Fenrir yüzünden yine kalbim kırıldı. Sanat eserleri ve antika eşyalarla hayal ettiğim malikane çok güzeldi, içinde ben de onlarla birlikte yaşasaydım dedirtti, o kötü olaylara kadar elbette. Neyse kan dondurucu ve sert olaylara girmeyeceğim. Bence Saara Katile ağzına geleni söylemeliydi ama şokta olduğunu düşününce az konuşmasını mantıklı buldum… İntikam vahşiceydi ama yapılması şarttı. Sonu hiç beklenmedik şekilde bağlanan Kadınların Öldüğü Yer hakikaten şaşırtmayı başardı. Öyle bir noktada bitti ki keşke daha devam etseydi, roman 356 sayfa yerine 700 sayfa olsaydı diye düşündüm. Sadelikle başlayan ilk romanı Diğer Evrenin Senaristi ile sadece Miyazaki animasyonlarında rastlanacak gibi masum bir aşk hikayesinin melodramını anlatmış, iki kadının destansı aşkı ile yürümüştü yazarımız. Devamında Diğer Evrendeki Kadın ve Parçalanmış Yansımalar ile bizi siber-punk bir evrene sürüklemişti. Parçalanmış Yansımalar üzerine çok konuşulur, spiritüel bir devrimi anlatmıştı ama şimdi yapmış yapacağını, daha iyisini yapmış… Önemsiz gibi görünen bir karakterin “spin-off” hikayesi ile yepyeni bir seriye başladığını herkese gösterdi. Herkesin bir hikayesi vardır ve evrende herkes birbirine değer kuralını gözümüze soktu. Tavsiye ediyorum… Çağdaş ve farklı türlere açık olan okurlar kesinlikle okumalı.
Kadınların Öldüğü YerŞeyda Aydın · Tilki Kitap · 202090 okunma
·
74 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.