Gönderi

9/10
·172 syf.··
2020 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2020 13:46
Borsanın en tepe zirvesini görmüş bir hissenin durmak bilmeyen bir düşüş ivmesi kazandığına şahit oluruz. Bu önlenemez düşüşün bazı alametleri vardır. Hisse gün içerisinde -2, -3, hatta -4 kayıpları görür. Seans bittiğinde bir bakmışsınız ki + kapatarak sözde bir değer kazanmış. Ertesi gün tekrar + açar, akşam seans bitince siz + kapatmasından çarkın içine girmiş biri olarak mutlu olmuşken, bir bakmışsınız - kapatmış, vs. Bu rakamsal oynaklıklar, aslında önlenemez olan düşüşün alameti farikasıdır. Ancak bu oynak riskli rakamsal hareketlerin içerisinde dahi kendisine yatırım yapacak birilerini bulur. Önlenemez düşüşün başladığı bu sarmalda bile hareket kesilmez, borsa kendi çekim alanını oluşturur. Halbuki hisse önlenemez bir düşüş içerisindedir. Dünya bulunduğu zaman dilimi itibariyle tam da bu noktada. Ömrünü yitirmiş bir araba motorunun bir müddet idare etmesi ve bir süre daha hareket edebilmesi için rektifiye yapılır. Ancak belli bir süre sonra yağ kaçırmalar başlar, sürüş düzeni bozulur, duman kaçırır vs. Aracın ömrünün tükendiğinin alameti farikası ise yağ kaçıran bir motordur. Arthur Schopenhauer bu kitapta, modern dünyanın kurguladığı insan modelinin aklından çekip alınan, acı, hüzün, ıstırap keder, ölüm, ölüm ve ötesi, gibi kavramlarla ancak ve ancak var olunabileceği gerçeğini gözler önüne sermiştir. İnsanoğlunun bu zevki sefa, bu şatafat, bu lüks yaşamın hiç bitmeyecek gibi yaşaması da bu hakikatlerin ellerinden, beyinlerinden,ruhlarından çekip alındığının delilidir. İnsanın sınırsız istek ve hiç bitmeyecek zevki sefa içerisinde yaşamalarının alameti farikası ise, insan olma vasıflarının ellerinden çekilip alınmasıdır, unutturulmasıdır. Hangi inanca sahip olursanız olun, insanoğlunun değiştiremediği ve koşulsuz inandığı tek gerçek ölümdür. En basitinden bu koşulsuz kabul ettiğimiz gerçeği bile aklımıza getirdiğimiz, yani bu duyuyla yaşadığımız günler iki elin parmağını geçmez. schopenhauer bu hakikatleri ustalıkla tespit ederken, bir yerde acı ve zevk ile ilgili kurguyu şöyle betimlemiştir; “Zevkin bu dünyada acıya ağır bastığını, veya en azından bu ikisinin eşit olduğu yönündeki iddianın doğru olup olmadığını kısa sürede anlamak isteyen, bir başka hayvanı yiyen hayvanın hisleriyle, yem olan hayvanın hislerini karşılaştırsın” Yani bir Kurdun bir kuzuyu yerken yaşadığı zevkin, koyunun çektiği acıya bir an olsun üstün geldiğini düşünüyorsak, yani zevk ve ıstırap kavramlarına böyle umursamaz ve vicdandan yoksun bir gözle bakıyorsak, insan olma vasıflarına giden yolların kapatılması bize; sözde sorunsuz, acısız bir hayatın parıltılı resitali gösterilip geri çekilmek suretiyle, tehdit edilerek teklif edilmiş demektir. Bu vicdani halleri hayatından çıkarmayı, zevk ve acı örneğindeki gibi, zevkin acıya üstün geldiğini kabul edenlere,karşılığında kariyer basamaklarını hızlıca tırmanma vaadi, yüksek gelirle süslenmiş kusursuz yaşama sahip bir hayat sunulmuştur. İnsanın aşağılık bir varlık olduğunun alameti ise, insan olmasıdır. Arthur Schopenhauer! Yazmış olduğun bir kitabı senin bu noktaya gelmeni sağlayan babana ithaf ederken nasıl övgüyle başladınsa, işini köprüsüz yerine getiremeyenlerin neleri hayatlarından çıkardıklarını, bizimde yerine neleri koymamız gerektiğini anlamamı sağladığın için övgüyle teşekkür ediyorum. Babasının ölüm acısına birde annesinin umursamaz tavırlarının eklendiği bir yaşam sürmüş biri için oldukça etkili muhalif bir kitap olmuş. Ayrıca kadına ve intihara dair tespitlerini okumakta fayda görüyorum. 19.12.2020 02:58
Dünyanın Istırabı ÜzerineArthur Schopenhauer · Kafka Yayınevi · 2018374 okunma
··
119 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.