·320 syf.····Okunma: 22 Aralık 2020 11:35 2. Dünya Savaşı özel ilgi alanlarımdan biri olduğu için hızla başladım ve bitirdim. Temposu yüksek ve gerçek bir hikayeden kurgulanmış bir roman.
Yazarın en büyük avantajı, kitabın ana karakteri ile yapabildiği söyleşiler, dolayısı gerçeklik ve yaşanmışlık oranı hayli yüksek. Bir o kadar da sade bir anlatımla yazılmış. Gereksiz edebi zorlamaları yok.
Bir yazar olarak belirtmeliyim ki yazabilme şansına sahip olmayı dileyeceğim müthiş bir konu bu. Saf acı ve çaresizlik hiç bir ilave abartıya gerek olmadan son derece net anlatılmış.
Özünde bir acı ve çaresizlik hikayesi olmanın ötesinde bir aşk hikayesi okuyacaksınız.
Aşka bağlı direnme gücü.
Genel olarak 2. Dünya Savaşı Hikayelerinde işin Yahudi perspektifinin 1946'dan bu yana tüm dünyaya yayılmış medya tarafından (Başta Amerikan medyası) olağan üstü bir güçle anlatıldığına inanırım. Bu da onların bir örneği. Bunun farkı, anlatımın abartıdan uzak ve acıtacak netlikte olması.
Aynı savaşın 2 günde mağlup olan tarafı Japon hikayeleri bu güçte hiç anlatılmadı ya da anlatılamadı örneğin. Zira arkasında böyle bir medya gücünü hiç bir zaman bulamadı Hiroşima ve Nagasaki. Ancak Auschwitz özellikle Kamp 2 olan Birkenau çok yazıldı anlatıldı. Bu da o anlatımların en başarılı örneklerinden biri. Üstelik dürüstçe belirtmeliyim ki medya propaganda gücü abartılmamış eserlerden biri. Şimdilik.
Savaş tarihine ilgi duyanların mutlaka okuması gerek.
Konu çok ama çok özel.