Puan vermedi·256 syf.····Okunma: 22 Aralık 2020 18:21 Atalarında köpek kanı da taşıyan boyun eğmeye zorlanmış köpek kırması bir kurt... Beyaz Diş...
Jack London'ın bağlandığım kitaplarından biri Beyaz Diş. Her okuduğum kitabında daha çok seviyorum bu yazarı. Bize onca yıl öncesinden "sana söyleyeceklerim var insanoğlu!" diyor sanki ve bu sözünün etkisi daha nice yıllar sürecek muhtemel.
Kitaba gelirsek tam bir belgesel izler gibi okudum kitabı. Tasvirler o kadar güçlü ki, vermek istenen duyguyu yerinde çok güzel işlemiş sayın London. Ve aynı zamanda sebep sonuç ilişkisini çok güzel gözler önüne seriyor.
Beyaz diş doğumu ve çocukluk zamanlarını çok iyi geçirebilmiş bir yavru olamıyor. Hayat başta ona iyi davranmıyor. Çok itilip kakılarak, dışlanarak büyüyor çevresi yüzünden ve bu sebeple doğasının getirdiği hırçınlığın da ötesinde bir hırçınlığa sahip oluyor kurdumuz.
Başta annesi varken iyi diyebileceğimiz hayatı Gri Kunduz ile birlikte el değiştirip insanlarla yaşamayı öğretti ona. Biraz doğasının özgürlüğüne ihanet ederek insanların koruması altına girip onlarla yoldaş olmayı öğrendi.
Sonra bir şekilde yolu Yakışıklı Smith denen bir adamla kesişti. Bu adam adının tersine şekil itibari ile çok tezat düşüyordu. Ve bizim kurda hiç de iyi yoldaşlık yapmadı aksine ona işkencelerle eziyet yapa yapa hırçın tabiatını daha da keskin kıldı. Köpekler ile dövüştürüp üzerinde bahis oynadı. Ve en son hiçbir köpek ona yetişemezken özel bir köpek ile dövüştürüyorlardı ki Beyaz Diş ölmek üzereyken yardımına son yoldaşı Weedon Scot yetişti.
Weedon Scot, herkesin tersine Beyaz Diş'e sevgiyi ve güveni öğretti. Sevginin korkudan daha bağlayıcı bir şey olduğunu bir kez daha gördük bu sayede.
Herkes bu vahşi hayvanı ehlileştiremezsin, yola gelmez derken Weedon Scot inancı sayesinde sevgiyle de hayatın geçebileceğini öğretti. Bir aile yanında yaşamın olabileceğini sabrın ve haş görüsü sayesinde görüyoruz sonunda.
Okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar dilerim...