·1008 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Aralık 2020 19:22 İnsanın 1025 sayfalık bir eseri okuduğu halde aklında soru işaretleriyle kalması mümkün mü? Dostoyevski nin eserinden bahsediyorsak mümkün galiba. İvana ne oldu? Mitya kurtulabilir mi? Peki ya Aleksey?
Kitabı, içinde geçen bi cümleyle anlatmak gerekirse; "sadece hayat veren değil, hayat verip hak eden baba adını taşıyabilir." cümlesi tam da eserin baba figürüne yakışır oldu.
Kitap ilk kısımlarında bolca kişilik analizleri barındırıyor ve durağan ilerliyor. Olaylar da sonra başlıyor aslında. Dostoyevski'nin kendine has uslubunu okumakta güzeldi. Kitabın sonlarında kitabın içine öyle bir giriyorsunuz ki olaylar beynimin içinde canlandı.
Dostoyevski eserde toplumu ve karakterleri ustalıkla işlemiş ve mesajlarını okuyucuya, hiç rahatsız etmeden farklı kişiler üzerinden aktarmayı mükemmel şekilde başarmıştır. Milletlerin kurtuluşunun ahlak ve ailenin düzelmesiyle gerçekleşeceğine inanan yazar, eserin genelindeki karamsarlığın aksine geleceğe ümitle bakıyor ve son sayfada "Hayattan korkmayın çocuklar! İyi, doğru bir şey yaptığınız zaman hayat öyle güzel ki!.. diyerek çağrısını yineliyor.