·572 syf.····Okunma: 26 Aralık 2020 00:28 Çok uzun zamandır okumak isteyip sürekli ertelemiştim neyse ki daha fazla gecikmeden yollarımız kesişti bu muhteşem kitapla. Klasik eserlere düşkün biri olarak Notre Dame’ın Kamburu’nun ağırlığı altında kaldım diyebilirim. Ağırlığının altında kaldım derken, eseri yermiyor, yazara ve eserine nasıl içten övgüleri sıralayacağımın kaygısını taşıyorum esasında. Alıp okumaya başladım ve bir süre oldukça zorlandım hiçbir ilerleme kaydedemedim çünkü eser mimari terimlerle, yapılarla ilgili birçok yabancı olduğum kelime ile donatılmıştı bu durum bana kitabın içinden çıkamayacağımı hissettirdi. Çok zorlandım ancak bir taraftan bu betimlemeleri, yapıları gözümde canlandırmak, anlamak için müthiş bir çaba harcadım, çünkü Victor Hugo boşa kurmamıştı o cümleleri. Elimden geldiği kadar o zor sayfalardan bile maksimum bilgiyi depolamaya çalıştım. Nihayet olay örgüsü ve kahramanların birbirleriyle görülmez bir ağla usulca birbirine bağlanmasıyla eserin seyri değişti. Adeta zorla ilerlediğim o sayfalar bir anda akıcı ve heyecanlandırıcı bir hal aldı. Dönemin sosyal, siyasal yapısını, dini ve kültürel yapısını, karakterlerin iyi ve kötü yanlarını öyle çarpıcı şekilde ifade ediyordu ki her sayfayı daha iştahlı okudum bir an önce sonuca erişmek için elimden bırakmadım. Eğer ki bu kitabı okumaya niyetlenir ve benim gibi başlarda zorlanırsanız “sakın bırakmayın, üstüne gidin”, emin olun pişman olmayacaksınız. Özellikle söylemek istediğim bir şey var birçok insan eserden söz ederken, yorumlarken hep aşk ve aşka dair şeylerden söz edip eserle ilgili bahsi kapatıp geçip gidiyor. Bu gerçekten çok üzücü çünkü eser aşk ve aşka dair birkaç sözcükle geçiştirilecek bir eser değil. Öyle derin, öyle önemli noktalara değiniyor, sizi öyle uzak bir devirde öyle bir dünyaya tanık olmaya götürüyor ki, aşk kelimesine sığdırıp geçmek acımasızlık hem yazara hem esere. Evet aşkta var hatta aşkın kaç türlü hali var ama bunun yanında sanatsal, toplumsal, ahlaki, tarihi, siyasi o kadar çok yere değiyor ki Victor Hugo’nun kalemi... Öyle bir iki kelimeye sığdırmak imkansız. En iyisi alıp okumak diyor mutlaka okunması gerekenlere eklemenizi öneriyorum.